Sağlam Eşyalar

Bir zamanlar hayat zordu.
Eşyalar bozulurdu, yollar çamurdu, imkanlar sınırlıydı.
Ama insan… sağlamdı.

Söz, senet gibiydi.
Tokalaşmak, imza demekti.
Birinin arkasından konuşmak ayıptı, yüzüne bakamayacağın şeyi yapmak utançtı.

Şimdi ise her şey güncellendi.

Evler akıllı.
Telefonlar hızlı.
Sistemler kusursuz.

Ama insan… kırılgan.

Bir çıkar için dostluk harcanıyor.
Bir menfaat için yıllar siliniyor.
Bir koltuk için omuz omuza verilen mücadele inkar ediliyor.

Eskiden fakirdik belki, ama karakterimiz zengindi.
Şimdi imkanlarımız arttı, ama tahammülümüz azaldı.
Cüzdanlarımız doldu, ama kalplerimiz boşaldı.

İnsan artık verdiği emeği değil, alamadığı karşılığı konuşuyor.
Yaptığı iyiliği değil, görmediği vefayı büyütüyor.
Ve en kötüsü kendini haklı çıkarmak için, başkasını haksız ilan etmekten çekinmiyor.

Oysa mesele hiçbir zaman ne para oldu, ne makam.

Mesele kimseye borçlu bir hayat bırakmamaktı.
Mesele çocuklarının gözünün içine bakarken başını eğmemekti.

Bir baba için en büyük miras banka hesabı değil, lekesiz bir isimdir.
Bir evlat için en büyük servet ardında bırakılan tertemiz bir duruştur.

Bugün her şey sağlam olabilir.
Ama insan bozulduysa, dünyanın en iyi sistemi bile çürür.

Çünkü medeniyet betonla değil, vicdanla ayakta durur.
Ve vicdan bozulduğunda…
En yeni şehirler bile, en eski harabelerden farksızdır.

Eşya kırıldığında tamir edilir.
Ama insan kırıldığında…
Güven bir daha eskisi gibi olmaz.

Kategoriler:


Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir