İnsan doğarken ağlar, çünkü geldiği yerden kopar ve bilmediği bir aleme düşer.
Ağlamak, ilk nefesin bedene açtığı kapıdır. Ciğerlerin çalışmaya başlamasıdır. Yani hayat, bir sarsıntıyla başlar.
Doğarken ellerini sıkar…
Ölürken ellerini bırakır.
Bu, sadece fizyolojik değil; derin bir semboldür.
Doğduğunda insanın elleri kapalıdır.
Sanki der ki…
“Alacağım var bu dünyadan.”
Tutmak ister…
Sahip olmak ister…
Biriktirmek ister…
Sevmek, kazanmak, hükmetmek ister.
Hayata yumruk gibi gelir insan.
Ama ölürken elleri açılır.
Çünkü anlar ki…
“Hiçbir şey benim değildi.”
Ne sevdiği,
Ne biriktirdiği,
Ne uğruna savaştığı…
Hepsi burada kalır.
Dünyaya sıkarak gelir,
Dünyadan bırakarak gider.
“Bu dünya müşkül, insanlar yalan…”


