İnsan olmanın en doğal hali kusurlu olmaktır. Ama biz çoğu zaman kusurlarımızı saklamaya, gizlemeye çalışırız. Hep daha iyi, daha güzel, daha başarılı, daha “mükemmel” olmaya çabalarız. Oysa gerçek huzur, kusurlarını yok saymakta değil; onları kabul etmekte saklıdır.
Ben de uzun süre kusurlarımı reddettim. Hatalarımı unutmaya çalıştım, kırık yanlarımı gizledim. Ama bu bana sadece daha fazla yük getirdi. Ne zaman ki kendime şunu söyleyebildim. “Evet, eksiklerim var, yaralarım var, ama ben böyle de değerliyim.” işte o zaman içimdeki savaş sona ermeye başladı.
Kusurlarını kucaklamak, pes etmek değildir. Aksine, gerçek gücünü fark etmektir. Çünkü kusurların seni farklı kılar, seni insan yapar. Her çizik, her yara bir hikayedir; seni sen yapan eşsiz izlerdir.
Belki sen de kusurlarını bir engel gibi görüyorsun. Oysa onlar, yolunun bir parçası. Onlarla barıştığında, kendine daha şefkatle yaklaşacak, başkalarına da daha anlayışla bakacaksın…
”Kusurlarını kucakladığında, aslında kendini sevmeye başlarsın.”


