Kısa bir ara…”Geç kaldım”

Geç kaldım…
Bu iki kelime, insanın kendi içinde kurduğu en büyük tuzaktır.
Sanki hayat seni beklemiyormuş gibi, sanki nefes aldığın her saniye yeni bir başlangıç değilmiş gibi, sanki kapılar kapanmış ve sen kapının dışında kalmışsın gibi…

“Pardon, nereye geç kaldın?
Bu hayata mı?”

Şimdi bir dur.
Gözlerini kapat.
Derin bir nefes al ve içindeki yükü bırak.
Çünkü hala nefes alıyorsan, hala varsın.
Hala yolun, şansın, adımın, umudun var.

Bir arı, günde 7000 uçuş yapıyor.
Sadece 1 gram bal için.
Binlerce kez kanat çırpıyor, yoruluyor, düşüyor, rüzgara yeniliyor…
Ama vazgeçmiyor.
Çünkü bilir ki hareket ederse sonuç var; durursa yokluk.

Hayatın bile tartmadığı bir küçücük tat.

Sen hareket etmezsen geç kalırsın.
Düşmek geç kalmak değildir, ama durmak öyledir.
Arı kadar kararlı olamıyorsan, mesele zaman değil, niyettir.

Bir tohum toprağa gömülürken kimse ona “geç kaldın” demez.
Toprağın altındaki karanlık, yavaşlık, sessizlik…
Hepsi gereklidir.
Tohum orada bekler, olgunlaşır, çatlar, canlanır.
Boy vermesi için sabır gerekir.
Senin gecikme sandığın dönem, belki de filiz vereceğin andan önceki son hazırlıktır.

Bir güvercin her gün yuvasına yüzlerce kez döner.
Her seferinde rüzgarı ölçer, yolu tartar, yönünü bulur.
Her gün yeniden öğrenir.
Hiçbir kuş “Bugün geç kaldım, uçamam” demez.
Kanadın varsa, uçarsın.
Niyetin varsa, yol bulursun.

Güneş her sabah doğar, ama hiçbir sabah dünkü yerinden doğmaz.
Dünyanın dönüşü bile sana diyor ki:
“Her gün yeni bir yersin, her gün yeni bir başlangıçsın.”
Dün ne eksikti, ne yarımdı, ne bitmemişti…
Bugün tamamlanabilir.
Dün yetişemediklerin bugün adım atarsan yarına yetişir.

Bir marangoz, bir masayı ölçerken hata yapar ama tekrar ölçer.
Bir kez yanlış kesmesi, mesleğine geç kalması değildir.
Hatayı düzeltmek de iştir, eksik olanı tamamlamak da.
Geç kalan keski değil, vazgeçen ustadır.

Bir anne, çocuğuna yürümeyi öğretirken acele etmez.
Düşmelerine bakıp korkmaz.
Çünkü bilir ki her insan yürümeyi düşe kalka öğrenir.
Düşmek gecikmek değildir; gelişmenin doğal halidir.

Aynı şey senin için de geçerli can özüm…
Düştüğün için bitmedin.
Yavaşladığın için geç kalmadın.
Yeniden kalkmazsan geç kalırsın.

Bir nehir, önüne çıkan kayayı görünce geri dönmez.
Sağa döner, sola döner, taşın etrafını dolaşır, suyun yolunu bulur.
Sonunda denize kavuşur.
Ve hiçbir nehir “Keşke daha erken aksaydım” demez.
Akmak, gecikmeyi silen tek eylemdir.

Bir dağcı zirveye tırmanırken bazen dinlenir.
Durur, nefes alır, manzaraya bakar.
Ama geri dönmez.
Çünkü bilir ki mola gecikme değildir; gücün yeniden toplanmasıdır.
İnsan da böyledir.
Bazen durman gerekiyordur; sadece yeniden doğmak için.

Bir keçi kayalıklarda adım adım yukarı çıkar.
Tek bir yanlış adım hayatına mal olabilir ama yine de tırmanır.
Çünkü bildiği bir gerçek vardır.
Yukarı çıkmak istiyorsan risk alırsın.
Hayat da senin adımını ister, cesaretini ister.
Risk almayan geç kalır, çünkü olduğu yerde kalır.

Bir karınca bir lokma ekmek taşımak için onlarca kez gider gelir.
Bazen ekmek kırılır, bazen yuva yolu kapanır, bazen yağmur bastırır.
Ama bütün karıncalar aynı anda hareket eder ve yeniden dener.
Birlik, sabır, ısrar…
Hepsi sonuç getirir.

Tek bir karınca bile “Bugün geç kaldım, vazgeçtim” demez.

Bir insan asıl başlamadığı gün geç kalır.
Gecikme dediğin çoğu zaman bir bahanedir.
Zaman seni bir yere hapsedemez, sen kendini hapsedersin.
Hayat kimseye kapıyı kapatmaz; kapıyı kapanmış gösteren korkudur.

Bugün tam zamanı.
Ne yarın ne dün.
Bugün.

Bir arı yedi bin kez kanat çırpıyor.
Bir nehir yüzlerce engeli aşarak akıyor.
Bir tohum karanlıktan filiz çıkarıyor.
Bir çocuk düşe kalka büyüyor.
Bir güvercin her gün yeniden uçuyor.
Bir marangoz hatayı düzelterek ustalaşıyor.
Bir dağcı mola vererek kuvvet topluyor.
Bir karınca pes etmeyerek ekmeğini yuvasına götürüyor.

Hepsi aynı şeyi söylüyor…
“Geç kalmadın.
Sadece başlamadın.
Başlarsan, yol açılır.”

Şimdi düşün….Geç mi kaldın?? Artık Bir’sin…

Kategoriler:


Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir