KARABULUT

Bazı bulutlar yağmur getirmez.
Bazıları yalnızca gölge olur.
İnsanın üstüne çöker, adı konmaz bir ağırlık bırakır.

Karabulut böyledir.
Gökten gelmez yalnızca;
Bazen insanın içinden yükselir.

Hayat insana her zaman açık hava vaat etmez.
Kimi zaman yol tam ortasında kararır gökyüzü.
Ne fırtına vardır ne şimşek;
Ama insan bilir.
Işık bir süre görünmeyecek.

İşte o an başlar Sıfır.

Sıfır, düşüş değildir.
Sıfır, her şeyin sustuğu yerdir.
İnsanın kendine bakmaktan başka çaresinin kalmadığı eşiktir.

Karabulut altında yürüyen insan ikiye ayrılır.
Biri kaçmak ister,
Diğeri anlamaya çalışır.

Kaçan, gölgeyi büyütür.
Anlayan, gölgede kendini görür.

İşte orada Bir doğar.

Bir; cesaret değildir yalnızca.
Bir; “buradayım” demektir.
Karanlıkta bile kendi sesini tanıyabilmektir.

Yol ise…
Ne aydınlıktır ne karanlık.
Yol, yürüyene göre şekil alır.

Karabulut yolun düşmanı değildir.
Yolun öğretmenidir.

Çünkü insan her zaman güneşte öğrenmez.
Bazen en kalıcı ders,
üstüne çöken bulutun altında alınır.

Bu yüzden karabulutu lanetleme.
O, seni durdurmak için değil,
yavaşlatmak için geldi.

Bak diye.
Duy diye.
Hatırla diye.

Sıfır’dan geçtin.
Bir’e tutundun.
Şimdi Yol’dasın.

Gökyüzü açılır mı?
Belki.

Ama açılmasa bile yürümeyi öğrenen için,
yol zaten aydınlıktır.

❖❖❖❖❖❖❖

Kategoriler:


Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir