Kaçsam Uzaklara

Bazen insanın içinden sadece kaçmak gelir. Öyle büyük bir planla değil, kimseye haber vermeden… Sessizce. Bir sabah erkenden kalkıp, kimsenin bilmediği uzak bir yola yürümek ister insan. Çünkü kalabalıklar yoruyor, sözler yoruyor, kırgınlıklar insanın içine ağır ağır yerleşiyor.

Kaçsam uzaklara diyorum bazen. Gürültünün olmadığı bir yere… İnsanların birbirini kırmadığı, kimsenin kimseyi küçümsemediği, kalbin biraz olsun dinlendiği bir yere. Öyle bir yer ki, orada insan kendini yeniden duyabilsin. Çünkü bu dünyada en zor şey bazen kendi sesini duymaktır.

Kalabalıkların içinde kayboluyor insan. Herkes konuşuyor ama kimse gerçekten dinlemiyor. Herkes bir şey anlatıyor ama kimse kalbini açmıyor. İnsan bazen bu yüzden yoruluyor. Çünkü ruhun da dinlenmeye ihtiyacı var. Sadece beden değil, kalp de yoruluyor.

Kaçsam uzaklara… Bir dağın yamacına, bir ağacın gölgesine, bir dere kenarına. Oturup uzun uzun düşünsem. Gökyüzüne baksam. Belki de o zaman anlar insan bazı şeyleri. Bu dünyanın geçici olduğunu, insanların sözlerinin rüzgâr gibi gelip geçtiğini.

Çünkü bazen insanın yarası insanlardan olur. En güvendiğin söz kırar, en beklemediğin davranış içini sızlatır. O zaman insan kendine döner. Kalbine döner. Sessizliğe döner.

Belki de uzaklara kaçmak bir yer değiştirmek değildir. Belki de insanın içindeki gürültüden uzaklaşmasıdır. Nefsinden, kırgınlıklarından, dünya telaşından biraz olsun uzaklaşmasıdır.

Bazen bir dua kadar yakındır o uzaklar. Bazen bir secde kadar derin. İnsan başını yere koyduğunda kalbi biraz hafifler. Çünkü insanın gerçek sığınağı aslında bir yer değil, Rabbine yönelen kalbidir.

Yine de içimden geçiyor bazen…
Bir gün sessizce kalkıp uzaklara gitmek.
Kimsenin bilmediği bir yerde oturup sadece kalbimi dinlemek.

Belki de insan en çok orada kendini bulur.

Kategoriler:


Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir