İnsanın İçindeki Miraç

Miraç’ın sadece göğe yükselmek olmadığını düşünüyorum. Bana göre Miraç, insanın kendi içinden yükselmesidir. Sıfırdan bire doğru attığı bir adımdır. Yorulduğu yerden doğrulmasıdır. Kırıldığı yerden yeniden yol bulmasıdır. Çünkü insan bazen en çok kendine uzak düşer.

Yedi kat sema anlatılır bize. Ben bunu yedi ayrı durak gibi hissederim. Her durakta insan biraz daha arınır. Birinde sabrı öğrenir, birinde susmayı, birinde affetmeyi, birinde anlamayı… Yedi, tamamlanmanın sayısıdır. İnsan tek adımda olgunlaşmaz. Yanıla yanıla, düşe kalka yürür.

Sidretü’l-Münteha ise bana hep şunu hatırlatır…

Bir sınır vardır. İnsan her şeyi bilemez, her yere varamaz, her şeyi kontrol edemez. Ama o sınıra kadar yürüyebilir. Oraya kadar kalbini temiz tutabilir. Oraya kadar adaletle, merhametle ve vicdanla yol alabilir. Sidretü’l-Münteha, insanın haddini bilmesidir. Her şeyi çözemese bile iyi kalmayı seçmesidir.

Bu yol, adaletle yürünmezse kirlenir. Merhamet yoksa sertleşir. Vicdan sustuysa yönünü kaybeder. O yüzden gerçek yükseliş, başkasının üstüne çıkmak değildir. Gerçek yükseliş, kalbini kirletmemektir. Haksızlığa uğradığında bile adil kalabilmektir. Yorulduğunda bile merhameti bırakmamaktır. Herkes sustuğunda bile vicdanını dinleyebilmektir.

İnsan her gün kendi küçük miracını yaşar aslında. Bir yanlıştan döndüğünde. Bir kalbi kırmamayı seçtiğinde. Kendi karanlığına rağmen iyi kalmaya çalıştığında.

Miraç Kandiliniz mübarek olsun. Bu mübarek gecede kalbiniz hafiflesin, yolunuz aydınlansın. Sıfırdan bire yürüyen herkese adalet, merhamet ve vicdanla dolu bir ömür nasip olsun. Dualarınız kabul, gönlünüz huzurla dolsun.

Kategoriler:


Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir