İnsan bazen sıfıra düşer.
Ama bu düşüş sadece kendine değildir.
İnsan en çok evladına bakarken anlar nerede olduğunu.
Cebin boş olabilir.
Üstün başın dağınık olabilir.
Ama bir çocuğun gözleri sana bakıyorsa orası hala başlangıçtır.
Sıfır → Bir → Yol,
İşte tam burada gerçek olur.
Sıfırdayken insan kendini bırakabilir.
Ama evladı varken bırakamaz.
Çünkü sen vazgeçersen onun dünyası eksilir.
Ben şunu öğrendim…
İnsanı iyileştiren iki şey vardır;
Doğa ve Müzik…
Ama üçüncüsü vardır ki,
İnsanı ayağa kaldırır… Evlat.
Doğa seni sakinleştirir.
Müzik seni anlatır.
Evlat ise sana sorumluluğunu hatırlatır.
Bir çocuğun gülüşü vardır ya…
En ağır borcu bile susturur.
En karanlık düşüncenin önüne geçer.
“Daha bitmedi” der, tek kelime etmeden.
İnsan bazen yürüyüşe çıkar.
Kafası dolu, kalbi yorgun.
Ağaçlara bakar, nefesi düzelir.
Kulaklıkta bir şarkı çalar, gözleri dolar.
Sonra aklına evladı gelir.
“Beni böyle mi hatırlasın?” diye sorar kendine.
İşte o soru Bir’dir.
Küçük ama yön veren.
Yol, büyük hayallerle başlamaz.
Yol, çocuğunun elinden tutup “korkma” diyebilmekle başlar.
Kendin korkarken bile…
Evlatlarım..
Güçlü olmak, bağırmak değildir.
Güçlü olmak, devam etmektir.
Sıfır → Bir → Yol
Bu bir başarı hikayesi değil.
Bu bir emanet hikayesi.
Çünkü artık yürüdüğün yol sadece senin değildir.
Ve insan şunu anladığında iyileşir.
Ben düşebilirim…
Ama arkamda bir çift göz varken yerde kalamam.
Yol buradan açılır.


