6.BÖLÜM – Kara’nın Uykusu

Kamyonun motoru sustuğunda, şehir hala gürültüsüne devam ediyordu.
Kara için sessizlik, köydeydi. Şehirde sessizlik yoktu; sadece kalabalığın içindeki yalnızlık vardı.

Kamyonun içine çökmüş bir tükenmişlik…

Gecenin yarısıydı.

Farları kapattı.
Camın buğusuna kendi nefesi vurdu.
Silecek kolunu ellemeye bile gücü kalmadı.

Dışarıda neon tabelalar, insanların yüzlerinde kısa ve hızlı parlamalar bırakıyordu. Hiçbir isim, hiçbir bakış kalıcı değildi.
Şehir geçiciliğin evidir.
İnsanlar gelir, geçer.
Kimse kimsenin hikayesine tutunmaz.

Kara’nın aklında tek bir görüntü vardı.

Köprünün üstünde rüzgarda savrulan beyaz atkı.

Ellerini direksiyona koydu.
Başını direksiyona yasladı.
Gözlerini kapattı.

Ama uyku, göz kapaklarına değil, vicdanın içine konar.
Ve vicdanı uykusu olmayan bir şeydir.

Bir hayal…

Köprünün başında Beyaz duruyordu.
Atkısı yine rüzgarda uçuyor, saçlarının önüne düşüyordu.
Gülümsüyor ama gözleri doluydu.

“Dönecek misin?”

Sesini duydu.
Uzakta, ama çok yakında.

“Söz verdim.” dedi Kara.

Rüzgar atkıyı yüzüne çarptı.
Kara uzandı, tutamadı.
Atkı bu kez suya düştü.

Beyaz geri çekildi.
Gülümsedi.

— “Sözler suya düştüğünde iz bırakmaz.”

Gerçek…

Kara irkilerek uyandı.

Elinin altında direksiyon, alnında soğuk ter vardı.
Kamyonun dışındaki neon ışık, camdan içeri vuruyor; yüzünü çizik çizik gölgelerle bölüyordu.

Uyumamıştı.
Sadece hatırlamıştı.

Sol cebine elini attı.

Parmak uçları bir şeye dokundu.

Atkının iplikleri.

Bir saniye durdu.

Sonra sessizce kalakaldı..

“Bu atkının ucu sökülürse, sözüm de sökülür gibi geliyor.”

Atkıyı çıkardı.
Karanlıkta bile parlıyordu.

Bir adamın cebinde taşıdığı atkı, sevdiği bir kadının değil…
Tutunmak istediği bir sözün ağırlığıydı.

Kendi kendine konuştu..

“Ben dönemezsem, bu atkı döner.”

Şehir, onun fısıltısını duymadı.
Ama gece duydu.

Yan aynadan dışarı baktı.
Bir an için Beyaz’ı gördüğüne yemin edebilirdi.

Saçlarının ucundan tutamlar çıkmış, atkısı rüzgarla sallanıyordu…

Kara gözlerini kapadı.

“Bir gün… döneceğim.”

Bu kez söz daha ağırdı.

Çünkü bu sefer köprü değil, kendisi duymuştu.

Kamyonun içi soğudu.
Kara’nın omuzları titredi.

Ama uyku gelmedi.

Çünkü bazı geceler uyku değil, yemin çağırır.

Ve o gece, Kara uyumadı.

Söz verdi.

Bir gün döneceğim…

Kategoriler:


Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir