Yol, insanın niyetini tartar.
Kiminle yürüdüğüne değil,
Kimi taşıdığına bakar.
Bazıları seninle yürümez; yürür gibi yapar.
Sana yük olur.
Bazıları konuşur;
Ama yürüyemez.
Bazıları yanındadır;
Ama yönünü bilmez. Gittiği yer bellidir. Neler yaptığı da.
Ama boşluktur.
İnsan yolun başında kalabalığı sever.
Çünkü kalabalık,
Sorumluluğu dağıtır.
Ama yol uzadıkça,
Fazlalıklar ağırlaşır.
Bir noktadan sonra yol sorar…
“Devam etmek istiyor musun,
yoksa herkesi memnun etmek mi?”
İşte yalnızlık,
Bu sorunun cevabıdır.
Doğru yalnızlık;
Terk edilmek değildir.
Doğru yalnızlık,
Yanlış yükleri indirmektir.
Ve insan ancak
Hafiflediğinde
Yol almaya başlar.
“Bu yol,
kazananların değil;
bozulmayanların yoludur.”


