Sana çok sade bir şey söyleyerek başlamak istiyorum.
İnsan hayatı boyunca en çok neyi kontrol etmeye çalışır biliyor musun?
Hayatı…
İnsan olayları kontrol etmek ister.
İnsanları kontrol etmek ister.
Duygularını kontrol etmek ister.
Geleceği kontrol etmek ister.
Ve çoğu zaman bunun farkında bile olmaz.
❖
Belki sen de fark etmişsindir…
İnsan ne kadar çok kontrol etmeye çalışırsa, o kadar çok yorulur.
Çünkü hayat, tamamen kontrol edilebilen bir şey değildir.
Hayat, biraz yürüyüştür…
Biraz da akıştır.
❖
Teslimiyet kelimesi bazı insanlara ağır gelir.
Bazıları teslimiyeti yenilmek zanneder.
Bazıları vazgeçmek sanır.
Bazıları güçsüzlük olarak görür.
Ama teslimiyet bunların hiçbiri değildir.
Teslimiyet, savaşmayı bırakmak değildir.
Teslimiyet, gereksiz savaşları bırakmaktır.
❖
İnsan çoğu zaman hayatla değil,
olmasını istediği hayatla savaşır.
“Böyle olmamalıydı…”
“Bu kişi beni terk etmemeliydi…”
“Bu olay başıma gelmemeliydi…”
“Ben bunu hak etmedim…”
Bu cümleler çok insandır.
Hepimiz kurarız.
Ama bu cümlelerin içinde gizli bir yorgunluk vardır.
Çünkü gerçek değişmez…
Ama insan gerçek ile kavga etmeye devam eder.
❖
Teslimiyet, gerçeği kabul edebilmektir.
Sevmek zorunda değilsin.
Beğenmek zorunda değilsin.
Ama olanı inkar etmeden görebilmek…
İşte bu, insanın içindeki en büyük dönüşümlerden biridir.
❖
Hayatta bazı kapılar zorlanarak açılmaz.
Bazı kapılar, sadece bırakıldığında açılır.
İnsan bazen bir ilişkiye tutunur.
Bazen bir geçmişe…
Bazen bir hayale…
Tutunmak güven verir.
Ama bazı tutunuşlar insanı boğar.
❖
Teslimiyet, bırakmayı öğrenmektir.
Ama bu bırakış, değersiz görmek değildir.
Bu bırakış, zorla taşımayı bırakmaktır.
❖
İnsan hayatında en çok üç şeye tutunur.
Geçmişe…
Beklentilere…
Kontrol duygusuna…
Ve çoğu zaman bu üçü, insanın yükü olur.
❖
Geçmiş…
İnsan geçmişi değiştiremez.
Ama geçmişi yeniden yaşayarak kendisini yorar.
Teslimiyet, geçmişi silmek değildir.
Teslimiyet, geçmişin artık bugünü yönetmesine izin vermemektir.
❖
Beklentiler…
İnsan çoğu zaman hayatın kendi planına uymasını ister.
Ama hayatın planı, insanın planından farklı olabilir.
Ve bazen en doğru yollar,
insanın hiç planlamadığı yollardan geçer.
❖
Kontrol…
İnsan kontrol ettiğinde güvende hisseder.
Ama kontrol çoğu zaman bir yanılsamadır.
Çünkü insan her şeyi kontrol edemez.
Bir kalbin nasıl değişeceğini…
Zamanın ne getireceğini…
Hayatın hangi kapıyı açacağını…
Kimse tam olarak bilemez.
❖
Teslimiyet, belirsizlikle dost olmayı öğrenmektir.
Bu kolay değildir.
İnsan belirsizlikten korkar.
Ama büyüme, çoğu zaman belirsizliğin içinde gerçekleşir.
❖
Belki sen de hayatında bazı şeyleri zorla taşımaya çalıştın.
Bir ilişkiyi…
Bir sorumluluğu…
Bir rolü…
Ve belki içten içe yoruldun.
Teslimiyet, işte o yorgunluğu fark ettiğin yerde başlar.
❖
İnsan bazen şunu anlıyor.
Bazı şeyleri ne kadar zorlasan da değişmez.
Bazı insanlar ne kadar seversen sev, kalmaz.
Bazı yollar ne kadar çabalarsan çabala, açılmaz.
Bu fark ediş acı verebilir.
Ama aynı zamanda özgürleştiricidir.
❖
Teslimiyet, insanın omuzlarından görünmeyen yükleri indirir.
İnsan her şeyi taşımak zorunda olmadığını anlar.
Her şeyi çözmek zorunda olmadığını anlar.
Her şeyi anlamak zorunda olmadığını anlar.
❖
Hayat bazen çözülmek için değil, yaşanmak için vardır.
İnsan her şeyi anlamaya çalışırken,
bazı anları kaçırır.
Teslimiyet, hayatın bazı bölümlerini sadece hissetmeyi öğrenmektir.
❖
Bu durakta insanın kalbi yavaşlar.
Çünkü savaş azalmıştır.
Direnç azalmıştır.
İnat azalmıştır.
Ve insan ilk kez şunu hisseder.
Hayatla kavga etmeden de yürünebilir.
❖
Teslimiyet aynı zamanda güvendir.
Hayata güvenmek…
Zamana güvenmek…
Kendine güvenmek…
Bu güven kör bir inanç değildir.
Bu güven, hayatın insanı sürekli dönüştürdüğünü fark etmektir.
❖
İnsan geriye baktığında çoğu zaman şunu görür.
En çok korktuğu olaylar,
onu en çok büyüten olaylar olmuştur.
En çok direndiği değişimler,
onu en doğru yere taşımıştır.
❖
Teslimiyet, akışla yürümeyi öğrenmektir.
Akış, insanı sürükleyen bir şey değildir.
Akış, insanın yönünü bulmasına yardım eden bir harekettir.
❖
Bu durakta insan şunu öğreniyor.
Kontrol bırakıldığında, hayat tamamen dağılmaz.
Bazen hayat, tam o anda düzene girer.
❖
Teslimiyet, insanın kalbinde bir yumuşama oluşturur.
Yargılar azalır.
Kırgınlıklar çözülür.
Zorlamalar hafifler.
Ve insan yavaş yavaş hayatla barışır.
❖
Belki şu an hayatında çözmeye çalıştığın bir şey var.
Belki bırakmakta zorlandığın bir yük var.
Belki hala kontrol etmeye çalıştığın bir durum var.
Şunu bilmeni isterim…
Bırakmak, kaybetmek değildir.
Bırakmak, bazen kendini kazanmaktır.
❖
On iki duraklı bu yolculukta teslimiyet,
insanın kalbini yumuşatan duraktır.
Burada insan şunu fark eder.
Hayat, insanın karşısında duran bir düşman değildir.
Hayat, insanın birlikte yürüdüğü bir yoldur.
❖
Ve insan bu eşiği geçtiğinde,
içinde sessiz ama güçlü bir huzur oluşur.
Bu huzur, her şeyin yolunda olduğu hissi değildir.
Bu huzur, her şey yolunda olmasa bile yürüyebileceğini bilmektir.
❖
Eğer bu satırları okuyorsan, sana şunu söylemek isterim…
Hayatın her yükünü tek başına taşımak zorunda değilsin.
Bazı yükler bırakıldığında, insan daha uzağa yürür.
❖❖❖


