8. Farkındalık Eşiği

İnsan hayatının bazı anlarında, tarif edilmesi zor bir sınırın önüne gelir.

Bu sınır gözle görülmez.
Elle tutulmaz.
Ama hissedilir.

Sanki insan eski haliyle yeni halinin arasında duruyordur.
Geriye bakınca tanıdık bir hayat görür.
İleriye bakınca henüz netleşmemiş bir yol hisseder.

İşte bu yer, farkındalık eşiğidir.

Bu eşik çoğu zaman bir anda ortaya çıkmaz.
Yavaş yavaş yaklaşır.

İnsan bazı düşüncelerinin değiştiğini hisseder.
Bazı duygularının eskisi gibi olmadığını fark eder.
Bazı davranışlarının kendisine artık ait gelmediğini hisseder.

Bu değişim sessiz olur.
Gösterişli değildir.
Ama derindir.

Farkındalık eşiğine gelen insan, hayatı ilk kez dışardan izliyormuş gibi hissedebilir.

Daha önce otomatik yaptığı şeyleri düşünerek yapmaya başlar.
Daha önce sorgulamadığı kararları sorgular.
Daha önce normal kabul ettiği bazı durumları yeniden değerlendirir.

Bu süreç bazen insanı şaşırtır.
Çünkü insan kendisini değişirken izlemeye alışık değildir.

Bu eşikte insanın içinde yeni sorular doğar.

Ben neden böyle davranıyorum.
Ben gerçekten ne hissediyorum.
Ben neyi alışkanlıktan sürdürüyorum.
Ben neyi kalbim istediği için yapıyorum.

Bu soruların cevapları hemen gelmez.
Ama bu soruların varlığı bile insanın iç dünyasında yeni bir kapının açıldığını gösterir.

Farkındalık eşiği, insanın kendisini yargılamadan görmeye başladığı duraktır.

İnsan geçmişine bakar.
Yaptıklarını hatırlar.
Seçimlerini düşünür.

Bazı şeyler gurur verir.
Bazı şeyler pişmanlık bırakır.
Bazı şeyler ise hala anlaşılmayı bekler.

Bu durakta önemli olan kusursuz olmak değildir.
Bu durakta önemli olan, kendisine dürüst bakabilmektir.

İnsan bu eşikte bazen kırılgan hissedebilir.

Çünkü farkındalık, insanın içindeki gerçekleri görünür kılar.
İnsan daha önce görmediği taraflarıyla karşılaşabilir.
Bazı korkularını tanıyabilir.
Bazı hatalarını kabul edebilir.
Bazı hayal kırıklıklarını yeniden yaşayabilir.

Ama bu kırılganlık zayıflık değildir.
Bu, insanın gerçekliğe yaklaşmasıdır.

Farkındalık eşiği aynı zamanda bir yavaşlama yeridir.

İnsan eskisi gibi acele karar veremez.
Eskisi gibi hızlı yargılayamaz.
Eskisi gibi kolay kesin konuşamaz.

Çünkü insan görmeye başladıkça, hayatın tek renk olmadığını anlar.
Her duygunun bir nedeni olduğunu fark eder.
Her davranışın arkasında bir hikaye olduğunu hisseder.

Bu eşikte insan başkalarına bakışı da değişmeye başlar.

Daha az yargılar.
Daha çok anlamaya çalışır.
Daha dikkatli dinler.

Çünkü insan kendisini anlamaya başladıkça, başkalarının da görünmeyen tarafları olduğunu hisseder.

Farkındalık eşiği bazen insanın hayatındaki bazı bağları da değiştirir.

Bazı ilişkiler daha derinleşir.
Bazı ilişkiler doğal olarak uzaklaşır.
Bazı alışkanlıklar anlamını yitirir.
Bazı yeni yönler ortaya çıkar.

Bu değişim insanı korkutabilir.
Ama değişim çoğu zaman kayıp değildir.
Bu, insanın kendisine uygun alanı bulmaya başlamasıdır.

İnsan bu eşikte en çok kendisine karşı sabırlı olmayı öğrenir.

Çünkü farkındalık bir anda tamamlanan bir süreç değildir.
Katman katman ilerler.

Bugün görülen bir gerçek, yarın daha farklı bir anlam kazanabilir.
Bugün sorulan bir soru, yıllar sonra cevap bulabilir.

İç yolculuk, zamanla konuşur.

Farkındalık eşiğinde insan, kontrol duygusunun yavaş yavaş değiştiğini hisseder.

Hayatı tamamen yönetemeyeceğini kabul etmeye başlar.
Her şeyin planlandığı gibi gitmeyeceğini anlar.
Belirsizliğin hayatın bir parçası olduğunu hisseder.

Bu kabul, insanı güçsüz bırakmaz.
Aksine insanın içindeki direnci yumuşatır.

Bu durakta insan kendisine karşı daha şefkatli olmaya başlar.

Geçmişte yaptığı hatalara farklı gözle bakar.
Kendisine yüklediği ağır yargıları hafifletir.
Eksik yanlarını düşman gibi görmek yerine, anlaşılması gereken parçalar olarak görür.

Farkındalık eşiği, insanın hayatı daha bilinçli yaşamaya başladığı yerdir.

İnsan bazı seçimlerini yeniden değerlendirir.
Bazı kararlarını daha sakin verir.
Bazı tepkilerini daha derinden hisseder.

Ve bu değişim dışardan küçük görünebilir.
Ama içerde büyük bir dönüşüm başlatır.

İnsan bu eşikte şunu hissetmeye başlar.

Ben sadece hayatın içinde sürüklenen biri değilim.
Ben, hayatın içinde fark ederek yürüyebilen biriyim.

Bu his, insanın iç dünyasında güçlü bir denge oluşturur.

Farkındalık eşiği, insanın kendisiyle ilk kez gerçek bir dostluk kurmaya başladığı yerdir.

İnsan kendisini dinler.
Kendisine zaman ayırır.
Kendisine yabancı gibi davranmayı bırakır.

Ve insan kendisiyle dost olmaya başladığında, hayatın birçok yönü daha anlaşılır hale gelir.

Bu eşik bir son değildir.
Bu eşik bir başlangıçtır.

İnsan bu eşiği geçtiğinde hayat tamamen değişmez.
Ama insanın hayata bakışı değişir.

Ve çoğu zaman en büyük dönüşüm, tam da burada başlar.

❖❖❖

Kategoriler:


Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir