Bir zamanlar hakikat bize güç gibi gelirdi.
Bir şeyleri görmek, bilmek, fark etmek…
Sanki üstünlük gibi.
Sanki ayrıcalık gibi.
Ama yol bize şunu öğretti…
Hakikat, hafif değildir.
Hakikat, ağırdır.
Çünkü gördüğünü taşırsın.
Çünkü bildiğini artık yapmamak gibi bir lüksün kalmaz.
Çünkü fark ettiğin şeyi görmezden gelmek, insanı içten çürütür.
Hakikat, sorumluluk getirir.
Konfor götürür.
Bahane alır.
Maskeleri düşürür.
İnsan bazen keşke bilmeseydim der.
Keşke fark etmeseydim.
Keşke uyanmasaydım.
Ama bir kere uyanan insan artık uyuyamaz.
Biz artık hakikatin yük olduğunu biliyoruz.
Ama bu yük, insanı ezmez.
Bu yük, insanı adam eder.
Ve biz artık,
Kolay olanı değil,
Doğru olanı taşımayı seçiyoruz.


