Bir zamanlar biz çok şey istedik.
Daha fazlası.
Daha büyüğü.
Daha iyisi.
Daha görünürü.
Çünkü bize öğretilmişti…
“Sahip oldukça değerlisin.”
“Biriktirdikçe varsın.”
Ama yol ilerledikçe şunu fark ettik.
Sahip olmak her zaman zenginlik değildir.
Bazı sahiplikler insanı fakirleştirir.
Çünkü insan sahip olduklarını taşımaya başlar.
Ve bazı şeyler çok ağırdır.
Buna zühd derler…
Yani sahip olmamak değil sahipliğin sana sahip olmamasıdır.
Biz artık şunu istiyoruz.
Az ama gerçek.
Az ama temiz.
Az ama hafif.
Çünkü kalp çok yük sevmez.
Kalp gürültü sevmez.
Kalp hakikat ister.
Biz artık biriktirmiyoruz.
Biz arınmaya çalışıyoruz.
Fazlalıklardan.
Yanılsamalardan.
Gereksiz bağlardan.
Sahte ihtiyaçlardan.
Ve bu hafiflik bize şunu öğretti:
İnsan sahip olduklarıyla değil, bırakabildikleriyle özgürdür.


