Yalnızlıkla yeterince kaldığımda,
Bir şeyler öğretmeye başlıyor.
Başta bunu fark etmiyorum.
Sanki sadece bekliyorum.
Zaman geçiyor.
Sessizlik uzuyor.
Ama sonra anlıyorum ki,
Yalnızlık boş durmuyor.
İçeride çalışıyor.
❖
Yalnızlıkta…
Her duygunun paylaşılmaya ihtiyacı yok.
Bazı hisler var,
Anlatıldığında küçülüyor.
Bazıları ise ancak içimde kaldığında gerçek halini buluyor.
❖
Yalnız kaldıkça, kendimle nasıl konuştuğumu duyuyorum.
Kendime karşı sert miyim,
Yoksa anlayışlı mı.
Bu farkındalık kolay değil.
Çünkü insan, en acımasız cümleleri,
Çoğu zaman kendine kuruyor.
❖
Yalnızlık bana sabrı öğretiyor.
Hemen geçmeyen hâllerle kalmayı.
Her şeyi hızla çözmeye çalışmamayı.
Bazı duyguların
Zamanla yumuşadığını görüyorum.
❖
Yalnızlıkta şunu da öğreniyorum.
Her bağ gerçek bağ değil.
Bazı ilişkiler,
Yalnız kalmamak için kurulmuş.
Bazıları alışkanlıktan sürdürülmüş.
Yalnızlık bu bağları görünür kılıyor.
❖
Bu hal bazen canımı acıtıyor.
Çünkü bırakmam gereken şeyleri işaret ediyor.
Ama aynı zamanda hafifletiyor.
❖
Yalnızlık bana kendi ritmimi öğretiyor.
Ne zaman yorulduğumu.
Ne zaman taşmaya başladığımı.
Ne zaman durmam gerektiğini.
Kalabalıkta bu işaretleri kaçırıyormuşum.
❖
Yalnız kaldıkça,
Başkalarının beklentilerinden biraz uzaklaşıyorum.
Ne olmam gerektiği değil,
Nasıl olduğum daha görünür oluyor.
Bu, sessiz bir özgürlük.
❖
Yalnızlık bana üretmeyi de öğretiyor.
Sadece bir şey ortaya koymayı değil,
İçimde olanı şekillendirmeyi.
Düşünceler daha derinleşiyor.
Cümleler daha sade geliyor.
Niyetler daha netleşiyor.
❖
Ama belki de en önemlisi…
Yalnızlık bana kendimle kalabileceğimi öğretiyor.
Dağılmadan.
Kaçmadan.
Kendimi oyalamadan.
Bu güven duygusu,
İnsanın içini sağlamlaştırıyor.
❖
Yalnızlığın öğrettikleri yüksek sesle gelmiyor.
Not alınacak maddeler gibi değil.
Sessizce yerleşiyor.
Zamanla anlaşılıyor.
❖
Ve ben artık şunu biliyorum.
Yalnızlık her zaman eksiltmiyor.
Bazen insanı,
Kendi yerine oturtuyor.


