Bazen dışarıda sessizlik oluyor ama içim susmuyor.
Bazen de her yer gürültülüyken içimde garip bir durgunluk oluşuyor.
İşte buna içsel sessizlik diyorum.
Bu sessizlik, rahatlatıcı olmak zorunda değil.
Hatta çoğu zaman tedirgin edici.
❖
İçsel sessizlik, düşüncelerin bittiği bir yer değil.
Duyguların kaybolduğu bir alan hiç değil.
Daha çok şuna benziyor.
Her şey orada ama konuşmuyor.
Ne üzüntü kendini açık ediyor.
Ne sevinç öne çıkıyor.
Ne öfke bağırıyor.
Bir durma hali var.
Bir bekleme.
❖
Bu sessizlikle ilk karşılaştığımda rahatsız oluyorum.
Çünkü alışık değilim.
İçimde bir şeyler konuşmadığında sanki ben de yokmuşum gibi geliyor.
Oysa zamanla anlıyorum ki içsel sessizlik yokluk değil.
Bir geçiş hali.
❖
Bu sessizlik genelde yorgunlukla geliyor.
Çok düşündüğümde.
Çok hissettiğimde.
Çok taşıdığımda.
Zihin duruyor.
Kalp geri çekiliyor.
Bu bir kapanma değil.
Bir dinlenme.
❖
İçsel sessizlikte acele etmek istiyorum.
Bir şey yapayım.
Bir şey hissedeyim.
Bir şeyle doldurayım.
Ama sessizlik dolmak istemiyor.
Zorlandıkça daha da derinleşiyor.
❖
Bu halde şunu öğreniyorum.
Her sessizlik çözülmesi gereken bir sorun değil.
Bazen içim konuşmadan önce toparlanmak istiyor.
❖
İçsel sessizlikte kendime şu soruyu soruyorum.
Şu an gerçekten neye ihtiyacım var?
Cevap hemen gelmiyor.
Ama soru kalıyor.
❖
Bu sessizlik bana yavaşlığı öğretiyor.
Beklemeyi.
Zorlamamayı.
Her duygunun hemen ortaya çıkması gerekmediğini.
Her düşüncenin hemen netleşmek zorunda olmadığını.
❖
İçsel sessizlikle barıştıkça yalnızlık başka bir hal alıyor.
Artık eksik hissettirmiyor.
Boşluk gibi durmuyor.
Daha çok bir alan açılıyor.
❖
Bu alanda kendime baskı yapmıyorum.
Ne hissetmeliyim demiyorum.
Ne yapmalıyım diye zorlamıyorum.
Sadece duruyorum.
❖
Ve fark ediyorum ki,
içsel sessizlik uzun sürmüyor.
Bir süre sonra bir duygu yavaşça çıkıyor.
Bir düşünce netleşiyor.
Bir yön kendini belli ediyor.
Sessizlik, yerini sessiz bir harekete bırakıyor.
❖
İçsel sessizlikte insan her zaman konuşarak ilerlemiyor.
Bazen susarak,
Kendine alan açarak,
Olgunlaşıyor.
❖
Bu yüzden artık bu sessizlikten kaçmıyorum.
Onu hemen dağıtmaya çalışmıyorum.
Çünkü biliyorum.
İçimdeki en gerçek cümleler çoğu zaman sessizlikten sonra geliyor.


