Bunu en iyi kalabalıkların içinde anlıyorum.
Yanımda insanlar varken.
Sesler varken.
Hayat akarken.
Ama içimde bir boşluk duruyor.
Kalabalık, yalnızlığı her zaman gizlemiyor.
Bazen daha da görünür hale getiriyor.
❖
Bir masada oturuyorum.
Konuşmalar dönüyor.
Gülüşler yükseliyor.
Ama ben, sanki camın arkasındayım.
Sesleri duyuyorum ama bana değmiyor.
Cümleler geçiyor ama içimde karşılık bulmuyor.
İşte bu, kalabalık içindeki yalnızlık.
❖
Bu yalnızlık, eksiklikten çok kopukluk hissi.
Oradayım ama dahil değilim.
Bakıyorum ama temas etmiyorum.
İnsanlarla aynı ortamı paylaşıyorum ama kendimi paylaşmıyorum.
❖
Kalabalık içinde yalnız kaldığımda,
Kendimi daha çok sorguluyorum.
Neden buradayım.
Neden konuşmuyorum.
Neden anlattıklarım içime oturmuyor.
Ve bazen fark ediyorum ki,
Orada bulunmam bir alışkanlık.
Bir davet.
Bir zorunluluk.
Ama içim orada değil.
❖
Bu yalnızlık türü, fiziksel yalnızlıktan daha yorucu.
Çünkü görünmez.
Kimse fark etmiyor.
Kimse sormuyor.
Herkes her şey yolundaymış gibi devam ediyor.
Ama insanın içi sessizce daralıyor.
❖
Kalabalık içinde yalnız kaldığımda,
Kendimi korumaya aldığımı hissediyorum.
Daha az açılıyorum.
Daha az paylaşıyorum.
Daha yüzeyde kalıyorum.
Çünkü anlıyorum ki,
Her kalabalık paylaşmak için güvenli değil.
❖
Bazen bu yalnızlık, anlaşılmama duygusundan geliyor.
Anlattıklarım duyuluyor ama tutulmuyor.
Hissettiklerim dinleniyor ama hissedilmiyor.
İnsan bu noktada susmayı seçiyor.
❖
Kalabalık içinde yalnızlık,
İnsanın kendini en çok görünmez hissettiği hâl.
Çünkü oradasın.
Ama fark edilmiyorsun.
❖
Bu yalnızlıkta insan sayısı, yakınlık anlamına gelmiyor.
Ses çokluğu, temas demek değil.
Bazen tek bir kişi,
Bir kalabalıktan daha yakın olabiliyor.
❖
Kalabalıkların içinde yalnız kaldığımda,
Kendime şu soruyu soruyorum.
Burada gerçekten olmak istiyor muyum?
Yoksa sadece olmam gerektiğini mi düşünüyorum.
Bu soru, kalabalıktan çok beni kendime yaklaştırıyor.
❖
Kalabalık içinde yalnızlık insanı seçmeye zorluyor.
Herkesle olmak mı?
Gerçekten olduğun yerde olmak mı?
Bu seçim sessiz.
Ama etkisi derin.
❖
Ve zamanla şunu öğreniyorum.
Yalnızlık bazen insan yokluğundan değil,
Kendinle temas kuramadığın ortamlardan doğuyor.
Bunu fark ettiğimde kalabalıklara bakışım değişiyor.
Artık her yerde kalmam gerekmiyor.
Her masaya oturmam gerekmiyor.
Her sesin içinde olmam gerekmiyor.
❖
Kalabalık içinde yalnızlık bana şunu bırakıyor.
Gerçek yakınlık, çoklukla değil, derinlikle kuruluyor.


