Bazen yalnız kalıyorum.
Gerçek anlamda yalnız.
Etrafımda kimse yok.
Ses yok.
Hareket yok.
Bu hal ilk bakışta sakin görünüyor.
Ama içine girince fark ediyorum ki, fiziksel yalnızlık her zaman huzur getirmiyor.
❖
Fiziksel yalnızlık, insanın çevresinden çekilmesiyle başlıyor.
Bir odada tek başına kalmak.
Bir şehirde kimseye dokunmadan yürümek.
Telefonun susması.
Kapının kapanması.
Bu yalnızlık bazen bilerek seçiliyor.
Bazen şartlar getiriyor.
Ama sebebi ne olursa olsun, etkisi insana dokunuyor.
❖
Yalnız kaldığımda bedenim bile farklı tepki veriyor.
Daha yavaş hareket ediyorum.
Daha az konuşuyorum.
Zamanın aktığını daha net hissediyorum.
Sanki bedenim de şunu söylüyor.
Artık dışarıya değil, içeriye bakabilirsin.
❖
Ama fiziksel yalnızlık her zaman yumuşak değil.
Bazen sert geliyor.
Sessizlik uzadıkça düşünceler çoğalıyor.
Kafamın içi kalabalıklaşıyor.
Kaçtığım şeyler sıraya giriyor.
Bu anlarda anlıyorum ki,
fiziksel yalnızlık sadece çevreyle ilgili değil.
İçimde ne taşıdığım da belirleyici.
❖
Yalnız kaldığımda eksiklik hissi geliyor bazen.
Birine anlatma isteği.
Bir ses duyma ihtiyacı.
Görülme arzusu.
Bu hisleri bastırmamaya çalışıyorum.
Çünkü onlar da bana ait.
❖
Fiziksel yalnızlık, insanın kendisiyle yüz yüze kaldığı en çıplak hal.
Kimseye rol yapma şansı yok.
Güçlü görünme zorunluluğu yok.
Bir şey ispat etme ihtiyacı yok.
Sadece ben varım.
Ve o an, ben ne hissediyorsam o var.
❖
Uzun süre yalnız kaldığımda fark ediyorum ki,
Bazı düşünceler aslında bana ait değilmiş.
Kalabalıkların gürültüsünden ödünç alınmış.
Başka hayatların etkisiyle oluşmuş.
Yalnızlık, bu düşünceleri yavaş yavaş ayıklıyor.
❖
Ama bu ayıklama süreci rahat değil.
İnsan kendisini sorgulamaya başlıyor.
Bazı alışkanlıklar anlamsızlaşıyor.
Bazı bağlar mesafe kazanıyor.
Bu değişim korkutabiliyor.
❖
Fiziksel yalnızlık bazen insanı savunmasız hissettiriyor.
Çünkü kaçacak bir yer yok.
Dikkati dağıtacak biri yok.
Ama tam da bu yüzden öğretici.
❖
Yalnız kaldıkça, kendimle nasıl konuştuğumu fark ediyorum.
Kendime sert miyim.
Sabırlı mıyım.
Yoksa sürekli eleştiren bir ses mi taşıyorum.
Bu farkındalık, yalnızlığın en güçlü tarafı.
❖
Fiziksel yalnızlık kalıcı olmak zorunda değil.
Ama yaşanması gereken bir hal.
İnsan bu hali tanımadan,
Kendisiyle gerçek bir ilişki kurmakta zorlanıyor.
❖
Ben fiziksel yalnızlığı bir ceza olarak görmemeye çalışıyorum.
Bir ara durak gibi ele alıyorum.
Bedenin ve zihnin yavaşladığı bir alan.
Ve şunu kabul ediyorum.
Yalnız kalabilmek, insanın kendisiyle kalabilme kapasitesini gösteriyor.
❖
Fiziksel yalnızlık bana şunu öğretti.
Birinin yokluğu kadar,
Kendi varlığım da önemli.
Ve ben bu hali reddetmek yerine anlamaya başladığımda,
yalnızlık yavaş yavaş beni korkutmaktan çıkıyor.


