Hayat bazen siler seni. Bazen yok sayar, bazen unutur. Bazen en yüksekteyken, bir bakmışsın hiçbir şeysin. İşte orası Sıfır’dır.
Sıfır, kaybediş değildir. Sıfır, bütün ihtimallerin kapısıdır. Bir insanın yeniden doğduğu yerdir.
Sıfır, insanın kendiyle kaldığı, kalabalıkların sustuğu, aynanın hakikati söylediği andır. İhanet, yalnızlık, terk ediliş, hatalar, pişmanlıklar… Hepsi gelir, seni Sıfır’a indirir.
Ve sen sanırsın ki bittin. Oysa gerçek…
Başlıyorsun...
Çünkü sıfırda kimse yoktur. Maskeler yoktur, roller yoktur, zoraki gülüşler yoktur. Orada sadece sen varsın.
Ve orada anlıyorsun; Bir insanı asıl büyüten şey, sahip oldukları değil, vazgeçtikleridir. Kırıldığın yerden genişlersin. Kaybettiğin yerden öğrenirsin.
Sıfır seni arındırır. Eksiltmez, temize çeker.
Der ki: “Hazır mısın? Artık yeniden yazılacaksın.”
Sonra bir gün, Güneş gökten değil, içinden doğar. İşte o gün Bir olursun.
Bir; Yeni bir sen, yeni bir bilinçtir. Bir, benliğin kök saldığı andır. Dik, net, sahici.
Bir; sabit duruşunun rakamıdır. Artık kalbini herkesin açtığı kapıya bırakmazsın. Artık kimseyi yüceltmez, kimsenin önünde eğilmezsin. Bir, insanın omurgasıdır.
Sıfır seni öğretti, Bir seni inşa etti.
Sıfırda kaybettiklerin, Bir’de sahip olduğun bilgelik olur.