Bazen hayatın içinde yürürken durup etrafına bakarsın.
Her şey yerli yerindedir. İnsanlar konuşur. Zaman ilerler. Gün devam eder.
Ama içinden geçen şeyi kimse görmez.
Sanki bir yanın hayatın içindedir…
Ama başka bir yanın dışarıdan izliyordur.
Bu duygu sana yabancı gelmeyebilir.
Birçok insan bunu hayatının bir yerinde hisseder.
Ama çoğu kişi bu duygunun adını koyamaz.
Çünkü bize hep yaşamayı öğrettiler.
Ama var olmayı pek öğretmediler.
Yaşamak hareket etmektir.
Var olmak ise hissetmektir.
❖
İnsan çoğu zaman hayatın hızına yetişmeye çalışır.
Sabah başlar, akşam biter.
Günler haftalara, haftalar yıllara dönüşür.
İnsan bir bakar…
Zaman geçmiş.
Ama kendisine ne kadar yaklaşabildiğini hatırlamaz.
Var olduğunu hissetmek işte tam burada başlar.
İnsan bir anlığına durduğunda.
Durmak çoğu zaman yanlış anlaşılır.
Sanki geride kalmak gibi görülür.
Oysa bazen durmak, insanın kendisine yetişmesidir.
❖
Belki sen de hayatının bazı anlarında şunu hissetmişsindir.
Her şey yolunda gibi…
Ama içimde anlatamadığım bir boşluk var.
Bu boşluk korkutucu gelebilir.
Çünkü insan boşluk kelimesini hep eksiklikle ilişkilendirir.
Oysa bazen boşluk, insanın kendisini duymaya başladığı ilk yerdir.
Kalabalıklar insanın dikkatini dağıtır.
Gürültü insanın iç sesini bastırır.
Ama insan yalnız kaldığında, içinden bir ses yükselmeye başlar.
Bu ses çoğu zaman çok yumuşaktır.
Bağırmaz.
Zorlamaz.
Sadece şunu sorar.
Sen gerçekten nasıl hissediyorsun.
❖
Bu soru basit gibi görünür.
Ama insanın kendisine sormakta en çok zorlandığı sorulardan biridir.
Çünkü çoğumuz başkalarının ne hissettiğini anlamaya çalışarak büyürüz.
Ailemizi…
Arkadaşlarımızı…
Sevdiklerimizi…
Ama insan bazen kendi kalbine bakmayı erteler.
Var olduğunu hissetmek, insanın kendisine dönmesiyle başlar.
Yargılamadan…
Suçlamadan…
Kendini değiştirmeye çalışmadan.
Sadece bakarak.
❖
İnsan kendisine baktığında her zaman güzel şeylerle karşılaşmaz.
Bazen kırgınlık görür.
Bazen korku.
Bazen yalnızlık.
Bu çok normaldir.
Çünkü insan tek duygudan oluşmaz.
İnsan bir bütündür.
Sevinçle birlikte hüznü taşır.
Güçle birlikte kırılganlığı taşır.
Var olduğunu hissetmek, bu duyguların hepsine yer açabilmektir.
❖
Belki sana tuhaf gelecek ama insan çoğu zaman kendisini en son tanır.
Çocukken dünyayı öğrenir.
Gençken hayatı öğrenir.
Ama insan çoğu zaman kendisini yetişkinliğin ortasında tanımaya başlar.
Ve bu fark ediş genellikle sessiz olur.
Büyük bir olay gerekmez.
Bazen bir akşam yürüyüşü…
Bazen bir cümle…
Bazen bir hatıra…
İnsan bir anda kendisini dinlemeye başlar.
❖
Kendini dinlemek kolay değildir.
Çünkü insanın içinde yalnızca cevaplar yoktur.
Sorular da vardır.
Ben neden böyle hissediyorum.
Ben gerçekten ne istiyorum.
Ben neyi özlüyorum.
Bu sorular insanı korkutabilir.
Ama aynı zamanda insanı özgürleştirir.
Çünkü insan kendisini anlamaya başladığında, hayatının yönünü de anlamaya başlar.
❖
Var olduğunu hissetmek, güçlü olmak değildir.
Kusursuz olmak değildir.
Her şeyi çözmek hiç değildir.
Var olduğunu hissetmek, insanın kendisine izin vermesidir.
Üzülmeye izin vermek…
Sevinmeye izin vermek…
Korkmaya izin vermek…
Sevmeye izin vermek…
İnsan kendisine izin verdiğinde, içinde taşıdığı hayat görünür olur.
❖
Çoğu insan kendisine çok sert davranır.
Hatalarını büyütür.
Eksiklerini saklar.
Kendisini yargılar.
Ama insan kendisini tanımaya başladığında şunu fark eder.
Ben tamamlanmış biri değilim.
Ben devam eden bir yolum.
Bu fark ediş, insanın içindeki yükleri hafifletir.
❖
Var olduğunu hissetmek bazen çok küçük anlarda olur.
Derin bir nefes aldığında…
Sessiz bir geceyi dinlediğinde…
Sevdiğin bir insanın yanında kendin gibi olabildiğinde…
İnsan o anlarda şunu hisseder.
Ben buradayım.
Bu cümle küçük görünür.
Ama insanın kendisiyle kurduğu en güçlü bağlardan biridir.
❖
Bu kitap boyunca birlikte birçok duyguya dokunacağız.
Bazı sayfalarda kendini hatırlayacaksın.
Bazı satırlarda belki durup düşüneceksin.
Ama şunu bilmeni isterim.
Bu yolculukta acele yok.
İnsan kendisini hızlı tanıyamaz.
İnsan kendisini ancak dinleyerek tanır.
❖
Belki şu an hayatının tam ortasındasın.
Belki yeni bir başlangıçtasın.
Belki yorulduğun bir yerdesin.
Bunların hiçbiri önemli değil.
Çünkü insan kendisini fark etmeye başladığında, bulunduğu yer değişmez.
Ama baktığı yer değişir.
Ve çoğu zaman hayatı değiştiren şey tam da budur.
❖
Var olduğunu hissetmek, insanın kendisine verdiği en sessiz ama en güçlü sözdür.
Ben buradayım.
Ve kendimi görmeye hazırım.
❖❖❖


