Toprağın Kokusu

Hayat bir yolculuktur, fakat bu yolculuk, en çok kendi iç yolculuğumuzla şekillenir. Her insanın bir dönüm noktası vardır. O an, karanlıkla aydınlık arasındaki sınırın inceldiği, içsel bir farkındalığın oluştuğu andır. Bugün, sana bir eleştiriyle başlamak istiyorum, çünkü bu eleştiri, aslında bir farkındalığın ta kendisidir. Hepimiz gibi, ben de hatalar yaptım; bazen göremediğim, bazen göz ardı ettiğim, bazen de bile bile yaptığım hatalar. Ama önemli olan o hataların farkına varabilmek ve doğru yolu bulabilmektir.

İlk başta, belki de o kadar kayboldum ki, nehir gibi sürüklendim. Gözlerim bağlı, içimdeki nefsin ve şeytanın telkinleriyle, doğru yolu bulmaya çalışıyordum. Ama o yolda sapmalar, hatalar, yanlışlar hep peşimden geldi. Kendimi hep savundum, hep haklı çıkmaya çalıştım. “Ben doğruyum, ben ne yapabilirim ki?” diye düşündüm. Zihnimdeki karmaşaya bir türlü son veremedim. Oysa ki, yolculuğun başlangıcı, kendini sorgulamakla başlar. Hatalarımı kabul etmekle, kendimi eleştirmekle başladı gerçek anlamda dönüşümüm.

Zihnimdeki karmaşaya ve kalbimdeki boşluğa, bir türlü huzur bulamamışken, “doğru”yu bulmam gerektiğini anladım. Çünkü hata yapmak, insan olmanın bir parçasıdır, ama önemli olan bu hatalardan ders alabilmektir. Geçmişte yapmadığım tek şey, hatalarımı görmemekti. Oysa ki hatalar, bizi doğru yola götüren taşlardır. Her bir yanlış adım, bizi bir adım daha doğruya yaklaştırabilir. Hatalarımı eleştirirken, aslında doğruyu fark ettim. Doğruyu görmek, bazen insanın kendine dönmesiyle, bazen de sabırla beklemesiyle mümkün olur.

Zamanla, içimdeki boşlukları, kaybolmuşluk hissini fark etmeye başladım. O an, bir şey değişti. Artık kendimi kaybetmemek için, yanlışlarımdan ders çıkarmaya başladım. Bir yönüyle, karanlık bir tünelden geçiyordum. Her geçen gün, biraz daha aydınlığa doğru adım atıyordum. İçimdeki zayıflıkları, kırılganlıkları, kibirleri ve her türlü hatayı görmeye başladım. Bu farkındalık, aslında bir tür zikirdi. Allah’a yönelmek, O’nu hatırlamak, içsel huzuru bulmaya çalışmak… Çünkü insan ancak böyle içsel huzura ulaşabilir. O an, kendimi kaybetmiş olsam da, aslında doğru yolu bulma yolundaydım.

Nefs, insanın en büyük düşmanıydı. Şeytan ise her an beni saptırmaya çalışan, her fırsatta yanlış yolda tutmaya çalışan bir kuvvetti. Ama fark ettiğim bir şey vardı; içimde bir güç vardı. Bu güç, hatalarımın farkına varmamı sağladı. Bu güç, doğru yola gitme kararlılığını içimde ateş gibi yaktı. “Ben de kaybolmuş olabilirim, ama kaybolmuş olmak, kaybolduğum yerden geri dönmemi engellemez” dedim. Her kayboluş, doğruya bir adım daha yaklaştırır insanı. İçimdeki karanlık, aydınlıkla yer değiştirdi.

Zikir, bana doğruyu hatırlattı. Zihnimi arındırdı, kalbimi huzura kavuşturdu. Artık doğru yolu görmek, doğruyu yaşamak bir seçimdi. Bunu sadece içsel bir huzur değil, aynı zamanda Allah’a yaklaşma, O’nu hatırlama arzusuyla da yapıyordum. Şeytan ve nefsin telkinlerine karşı artık bir direnç vardı. Doğruyu seçmek, kolay değildi ama içimde bir farkındalık doğmuştu. O farkındalıkla, her adımım daha sağlam, daha emin olmaya başladı.

Beni eleştirmemi sağlayan şey, aslında beni doğru yola yönlendiren bir ışık oldu. Yaptığım hataları görmek, onları kabul etmek, içsel bir güç doğurdu. Bu güç, zamanla beni dönüştürdü. Her düşüşüm, bana bir şeyler öğretti. Şimdi fark ediyorum ki, insan hatalarını birer öğretmen olarak kabul etmeli. Hatalar, insanın gerçek yolunu bulmasına yardımcı olur. Eğer bir insan yolunu kaybetmişse, kaybolmuş olduğu yerden yeniden doğabilir. Çünkü her kaybolmuşluk, doğruya bir adım daha yaklaştırır.

Zikir, her kaybolmuş insanın doğru yolu bulması için bir anahtar gibidir. Her yanlış, bir hatırlatma olabilir. Kendini kaybetmiş olabilirsin, ama kaybolmuş olman, seni geri getirmeyecek değildir. Ben de kaybolmuş olabilirim, ama şimdi doğru yolu bulmak için hatırladım. Bu hatırlama, içsel bir farkındalığın, gerçek huzurun ve sabrın meyvesidir. Artık ben de Erbain oldum; içsel bir olgunluğa, sabra, doğruya doğru bir adım daha atmaya başladım.

Kategoriler:


Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir