İnsan bazen hiçbir hata yapmadığı halde kaybeder.
Yanlış bir söz söylemediği, kötü bir niyet taşımadığı halde.
Sebep çoğu zaman görünmez.
Ama hissedilir.
Çok sevmektir, fazla değer vermektir ve iyi niyeti kendine karşı eksik kullanmaktır.
❖
Çok seven insan acele etmez.
Bekler.
Anlamaya çalışır.
Karşısındakinin yükünü kendi omzuna alır.
“Geçer” der, “zamanla düzelir” der.
Bu cümleleri söylerken güçlü hissettiğini sanır.
Oysa yavaş yavaş kendinden eksiltmeye başlar.
❖
Değer vermek de benzer bir yere çıkar.
Herkese aynı mesafede duramaz.
Birini merkeze alırsın.
Sözlerine, haline, susuşuna dikkat edersin.
Ama değer verdikçe beklenti değil, sessizlik büyür.
Çünkü değer tek taraflı kaldığında insanı görünmez yapar.
❖
İyi niyet ise en zor fark edilendir.
Çünkü iyi niyetle yapılan şeyler savunma gerektirmez.
İnsan kendini haklı hisseder.
Ama iyi niyet sürekli karşı tarafı koruyup
Kendini açıkta bırakıyorsa,
Orada bir dengesizlik vardır.
❖
Bu insanlar genelde ilk vazgeçenler olmaz.
Son ana kadar kalırlar.
Bağırmazlar, suçlamazlar.
Sadece bir gün dururlar.
Ve içlerinden bir şey çekilir gider.
Giden bir insan değildir aslında,
Kendilerinden bir parçadır.
❖
Bu yüzden insan bazen hatasızken kaybeder.
Yanlış yaptığı için değil,
Sevmeyi ölçüsüz bıraktığı,
Değeri yerini ayırmadan dağıttığı,
Ve iyi niyetini kendine saklamayı unuttuğu için.
Hatası olmasa da kaybeder insan bazen;
çok sevmekten,
değer vermekten,
en çok da iyi niyetinden.


