Bugün mahkemem vardı.
Saatten önce uyandım. Alarm çalmadan.
İnsan bazı günler uyanmaz aslında, sadece gözünü açar.
Adliye binası sabahları daha ağırdır.
Duvarları konuşmaz ama çok şey bilir.
Koridorlarda yürürken ayak sesin sana ait değildir artık;
Sanki sen değil de, başına gelenler yürür.
Herkes bir şeyler anlatır orada.
Kimisi yüksek sesle,
Kimisi dosya arasında,
Kimisi sadece bakarak.
Ama en çok da suskunluk vardır.
Çünkü herkes bilir…
Her söz adil olmayabilir ama her suskunluk çok şey taşır.
Bugün anladım ki insan mahkemeye suçuyla değil,
Yorgunluğuyla gider.
Anlatamadıklarıyla,
Yanlış anlaşılan niyetiyle,
Yarım bırakılmış cümleleriyle…
Hak, bazen bir kelimeye bakar.
Bazen bir virgüle.
Bazen de hiç kimsenin fark etmediği bir ayrıntıya.
Ve insan…
Gerçek adalet, sadece karar metninde değil,
Kalbin içindeki terazidedir.
Ben bugün kendimi savunmadım aslında.
Kendimi anlatmaya çalıştım.
Çünkü savunma bir refleks,
Anlatmak ise cesaret ister.
Çıkışta hava aynıydı ama ben aynı değildim.
Bazı yükler mahkeme kapısında bırakılmaz,
İnsanla birlikte yürümeye devam eder.
Ama şunu da öğrendim…
İnsan doğruysa, geç de olsa yolunu bulur.
Çünkü hakikat, sessiz yürür ama kaybolmaz.
Bugün mahkemem vardı.
Belki bir dosya kapandı,
Belki kapanmadı.
Ama içimde bir şey netleşti.
İnsan her şeye rağmen kendisi kalabiliyorsa,
Henüz kaybetmemiştir.


