İnsan hayatının bazı dönemlerinde tarif etmekte zorlandığı bir hisle karşılaşır.
Her şey yerli yerinde gibi görünür.
Günler akıyordur.
Hayat devam ediyordur.
İnsan sorumluluklarını yerine getiriyordur.
Ama içerde, açıklaması kolay olmayan bir boşluk oluşur.
Bu boşluk bazen sessizdir.
Bazen ağırdır.
Bazen insanın içinde bağıran bir odadır sanki.
Ve çoğu insan bu duyguyu ilk yaşadığında ne olduğunu anlamakta zorlanır.
❖
İç boşluk duygusu çoğu zaman eksiklik gibi hissedilir.
İnsan bir şeylerin yanlış olduğunu düşünür.
Hayatında bir şeyin eksik olduğunu sanır.
Yeni şeylerle o boşluğu doldurmaya çalışır.
Daha fazla çalışır.
Daha fazla meşgul olur.
Daha fazla insanın içine girer.
Daha fazla şey satın alır.
Daha fazla hedef koyar.
Ama bazı boşluklar dolduruldukça büyür.
Çünkü o boşluk, eşya eksikliği değildir.
O boşluk, temas eksikliğidir.
İnsanın kendisiyle kuramadığı bağın sessizliğidir.
❖
İnsan bazen hayatını o kadar hızlı yaşar ki iç dünyasını geride bırakır.
Koşturur.
Yetişir.
Başarır.
Ayakta kalır.
Ama iç dünya bekler.
Bekleyen her duygu, bekleyen her düşünce, bekleyen her kırgınlık bir yerde birikir.
Ve insan durduğunda, o birikim bir boşluk gibi hissedilebilir.
❖
İç boşluk duygusu çoğu zaman korkutucudur.
Çünkü insan belirsizlikten ürker.
Ne olduğunu bilmediği bir hisle karşılaşmak, insanı huzursuz edebilir.
İnsan o hissi yok saymak ister.
Dikkatini başka yerlere yöneltmek ister.
O duygunun geçmesini bekler.
Ama bazı duygular geçmek için değil, görülmek için gelir.
❖
İç boşluk, insanın kendisine yaklaşmaya başladığı duraklardan biridir.
Çünkü insan çoğu zaman içi doluyken kendisini dinleyemez.
Kalabalık duyguların içinde kendi sesini seçemez.
Boşluk, insanın içindeki alanı görünür kılar.
Sessizlik, insanın içindeki yankıyı duyurur.
❖
Bu duygu bazen insanın geçmişiyle bağlantılıdır.
Tamamlanmamış duygular…
Yarım kalmış konuşmalar…
Söylenememiş sözler…
Yaşanamamış vedalar…
Bunlar insanın içinde yer bulur.
Ve zamanla insanın fark etmediği bir ağırlığa dönüşebilir.
İç boşluk duygusu, bazen bu ağırlıkların yüzeye çıkma biçimidir.
❖
İnsan bu duyguyla karşılaştığında kendisini yetersiz hissedebilir.
Herkes hayatını yaşıyor gibi görünürken, insan kendisini geride kalmış gibi hissedebilir.
Herkes bir yere aitmiş gibi görünürken, insan kendisini dışarda hissedebilir.
Ama iç boşluk çoğu zaman geride kalmak değildir.
Bu, insanın yön değiştirmeye yaklaştığının işaretidir.
❖
İç boşluk duygusu, insanın hayatında yeni soruların doğmasına neden olur.
Ne gerçekten bana iyi geliyor.
Ben neyin içinde kendimi kaybediyorum.
Ben neyin içinde kendimi buluyorum.
Ben hangi hayatın içinde yaşıyorum.
Ben hangi hayatı yaşamak istiyorum.
Bu sorular kolay değildir.
Ama bu sorular insanın kendisine yaklaşmasını sağlar.
❖
İnsan bu boşlukla karşılaştığında iki yol arasında kalabilir.
Ya o boşluğu hemen doldurmaya çalışır…
Ya o boşluğun içinde biraz kalmayı öğrenir.
İkinci yol zordur.
Çünkü insan boşlukla oturmayı bilmez.
İnsan çoğu zaman duygularını çözmeden, üstünü kapatarak yaşamaya alışır.
Ama bazı boşluklar, insanın yeniden kurulması için gereken alanı oluşturur.
❖
İç boşluk duygusu aynı zamanda bir sadeleşmedir.
İnsan bazı şeylerin artık anlamını yitirdiğini hisseder.
Eskiden heyecan veren şeyler sıradanlaşabilir.
Eskiden önemli görünen bazı hedefler anlamını kaybedebilir.
Bu, insanın hayattan uzaklaşması değildir.
Bu, insanın kendisine yaklaşmasıdır.
❖
İnsan bu durakta sabırsız olabilir.
Boşluğun hızlıca dolmasını isteyebilir.
Net cevaplar arayabilir.
Kesin yönler görmek isteyebilir.
Ama iç yolculuk çoğu zaman acele kabul etmez.
Bazı cevaplar, ancak insan yeterince durduğunda görünür.
❖
İç boşluk, insanın kendisine açılan sessiz bir kapıdır.
O kapının arkasında yeni bir yön olabilir.
Yeni bir anlam olabilir.
Yeni bir fark ediş olabilir.
Ama o kapı zorla açılmaz.
İnsan o kapının önünde biraz beklemeyi öğrenir.
❖
İnsan iç boşlukla barıştığında, o boşluğun aslında tamamen boş olmadığını görür.
Orada düşünceler vardır.
Orada duygular vardır.
Orada henüz tanışılmamış bir taraf vardır.
İnsan o tarafla tanıştıkça, boşluk yavaş yavaş bir alana dönüşür.
Bir nefes alanına…
Bir büyüme alanına…
❖
Bu durakta insan kendisine şunu söylemeye başlar.
Ben eksik değilim.
Ben dönüşümün içindeyim.
Ve bazen bu cümle, insanın içindeki en ağır sessizliği yumuşatabilir.
❖❖❖


