İnsan dünyaya bir isimle gelir.
Ama kimlikle gelmez.
İsim verilir.
Kimlik ise zamanla oluşur.
İnsan büyüdükçe kendisine sorulmadan verilen şeylerle yaşamaya başlar.
Bir aileye ait olur.
Bir kültürün içinde büyür.
Bir çevrenin kurallarını öğrenir.
Bir toplumun beklentilerini taşır.
Ve çoğu zaman insan, bunların hangisinin gerçekten kendisine ait olduğunu ayırt edemez.
❖
Kimlik arayışı çoğu zaman fark edilmeden başlar.
İnsan çocukken daha özgürdür.
Daha doğaldır.
Daha filtresizdir.
Ne hissediyorsa onu yaşar.
Ne düşünüyorsa onu söyler.
Ama zaman ilerledikçe insan öğrenir.
Nasıl görünmesi gerektiğini…
Nasıl konuşması gerektiğini…
Nasıl davranması gerektiğini…
Ve bu öğrenmelerin arasında insan, bazen kendi doğallığını yavaş yavaş kaybedebilir.
❖
İnsan bir noktada kendisine ait roller taşımaya başlar.
Evlat olur.
Arkadaş olur.
Eş olur.
Anne olur.
Baba olur.
Çalışan olur.
Yönetici olur.
Sorumlu olur.
Bu roller hayatın doğal parçalarıdır.
Ama insan bazen bu rollerin içinde kendisini unutabilir.
Çünkü rol, insanın yaptığı şeydir.
Kimlik ise insanın olduğu şeydir.
Bu ikisi karıştığında, insan yorulmaya başlar.
❖
Kimlik arayışı çoğu zaman bir eksiklik hissiyle kendisini belli eder.
İnsan her şey yolunda gibi görünürken bile içten içe bir boşluk hissedebilir.
Her şeye sahip gibi görünürken bile bir şeylerin yerinde olmadığını düşünebilir.
Bu his, insanı korkutabilir.
Çünkü insan çoğu zaman hayatını düzen üzerine kurar.
Alışkanlıklar üzerine kurar.
Güven duygusu üzerine kurar.
Ama kimlik arayışı, insanın alıştığı düzeni sorgulamasına neden olabilir.
❖
İnsan bazen hayatının ortasında kendisine şu soruyu sorar.
Ben gerçekten nasıl biriyim?
Bu soru kolay değildir.
Çünkü insan bu soruyu sorduğunda, başkalarının ona yüklediği cevaplarla değil, kendi iç sesiyle karşılaşmak zorunda kalır.
Ve iç ses her zaman net konuşmaz.
Bazen sesli gibidir.
Bazen karmaşıktır.
Bazen suskun kalır.
İnsan o sesi duymayı öğrenmek zorunda kalır.
❖
Kimlik arayışı bazen değişimle birlikte gelir.
İnsan eski alışkanlıklarını sorgulamaya başlar.
Eskiden sevdiği şeyler anlamını yitirebilir.
Eskiden doğru sandığı yollar kendisine uzak gelebilir.
Bu süreç insana tuhaf bir his yaşatabilir.
Sanki eski hayatına ait değilmiş gibi…
Ama henüz yeni hayatına da ait değilmiş gibi…
Bu arada kalmışlık hissi, kimlik arayışının en gerçek duraklarından biridir.
❖
İnsan kendisini bulmaya çalışırken bazen başkalarına benzeyebilir.
Beğendiği insanları örnek alabilir.
Hayran olduğu hayatları taklit edebilir.
Başarı hikâyelerinin peşinden gidebilir.
Bu da yolculuğun doğal bir parçasıdır.
Çünkü insan çoğu zaman kendisini, başkalarının hikayelerine bakarak aramaya başlar.
Ama bir noktada şunu anlaması gerekir
Başkasının yolu, ilham olabilir.
Ama insanın evi, yalnızca kendi yolunun üzerindedir.
❖
Kimlik arayışı yalnızca ne olmak istediğini bulmak değildir.
Aynı zamanda ne olmadığını kabul etmektir.
İnsan her şeyi yapamaz.
Her role sığamaz.
Herkesi mutlu edemez.
Her beklentiyi karşılayamaz.
Bunu kabul etmek, insanın kendisini sınırlaması değildir.
Bu, insanın kendisine alan açmasıdır.
❖
İnsan kimliğini ararken geçmişiyle de karşılaşır.
Çocukluk hatıraları…
Eski kırgınlıklar…
Unutulduğu sanılan duygular…
Yarım kalmış hayaller…
Bunların hepsi insanın kimliğinin parçalarıdır.
Çünkü insan yalnızca bugün olduğu kişi değildir.
İnsan, yaşadığı bütün zamanların toplamıdır.
❖
Kimlik arayışı bazen insanı yalnızlaştırabilir.
Çünkü insan kendisini anlamaya başladığında, bazı ilişkiler değişebilir.
Bazı sohbetler anlamını yitirebilir.
Bazı kalabalıklar insanı yormaya başlayabilir.
Bu yalnızlık kötü bir yalnızlık değildir.
Bu, insanın kendi sesini daha net duyduğu bir yalnızlıktır.
❖
İnsan kendisini ararken en çok şunu öğrenir.
Kimlik sabit değildir.
İnsan değiştikçe kimliği de değişir.
Hayat yeni deneyimler sundukça insan yeni yönlerini tanır.
Sevgi arttıkça insan yumuşar.
Acı arttıkça insan derinleşir.
Kimlik, insanın hayat boyunca yazdığı bir metin gibidir.
Ve o metin hiçbir zaman tamamen bitmez.
❖
Kimlik arayışının en zor taraflarından biri, insanın kendisine dürüst olmasıdır.
İnsan bazen kendisini güçlü göstermek ister.
Bazen kırıldığını saklamak ister.
Bazen korkularını görmezden gelmek ister.
Ama insan kendisine dürüst olmadığında, kimlik arayışı yarım kalır.
Çünkü kimlik, insanın kendisine söylediği en gerçek cümlelerin toplamıdır.
❖
İnsan kimliğini bulmaya yaklaştıkça iç dünyasında bir sadeleşme başlar.
Gösterme ihtiyacı azalır.
İspat etme ihtiyacı azalır.
Onaylanma ihtiyacı azalır.
İnsan kendisine yaklaştıkça, başkalarının bakışlarının ağırlığı hafifler.
❖
Bu durak, insanın kendisine ait izleri takip etmeye başladığı duraktır.
Belki yavaş yürür.
Belki kararsız adımlar atar.
Belki sık sık durur.
Ama her duruş, insanı kendisine biraz daha yaklaştırır.
❖
Kimlik arayışı biten bir yolculuk değildir.
İnsan hayatı boyunca kendisini yeniden tanır.
Yeni sorular sorar.
Yeni cevaplar bulur.
Ve bazen eski cevapları bırakır.
Çünkü insan, değiştikçe yeniden doğar.
❖
Bu durakta insan kendisine şu cümleyi söyler.
Ben, bana öğretilenlerden ibaret değilim.
Ben, yaşadıklarımın içinden oluşan bir hikayeyim.
Ve belki bu cümle, insanın kendisine doğru yürüyüşünde en güçlü adımlardan biridir.
❖❖❖


