2. Kendini Duymayı Öğrenmek

İnsan çoğu zaman konuşmayı öğrenerek büyür.
Ne söylemesi gerektiğini öğrenir.
Nasıl davranması gerektiğini öğrenir.
Ne zaman susması gerektiğini bile öğrenir.

Ama insanın en geç öğrendiği şeylerden biri…

Kendini duymaktır.

Bu çok basit gibi görünür.
Ama aslında insanın en derin becerilerinden biridir.

Çünkü insanın iç sesi her zaman açık konuşmaz.
Bazen ima eder.
Bazen sessiz kalır.
Bazen bir huzursuzluk olarak ortaya çıkar.

Ve çoğu insan bu sesi duymadan yıllarca yaşayabilir.

Gün içinde kaç kez kendini gerçekten dinliyorsun.
Belki çok az.

Çünkü hayat sürekli konuşur.
İnsanlar konuşur.
Telefon konuşur.
Zaman konuşur.
Sorumluluklar konuşur.

Bu kadar sesin arasında insanın kendi sesi kolayca kaybolur.

İnsan bazen kendisini, başkalarının söyledikleri üzerinden tanımaya başlar.
Kim olduğuna dair fikirlerini bile başkalarının sözlerinden kurar.

Ama insanın gerçek sesi, başkalarının sesi sustuğunda duyulur.

Kendini duymayı öğrenmek, insanın kendisine soru sormasıyla başlar.

Bugün gerçekten nasılım.
Beni ne yoruyor.
Beni ne mutlu ediyor.
Neye ihtiyacım var.

Bu soruların cevapları hemen gelmeyebilir.
Bu normaldir.

Çünkü insan uzun süre kendisini dinlemediğinde, iç sesi de çekingen olur.
Yavaş yavaş konuşmaya başlar.

İnsan bazen kendisini yanlış dinler.

Korkularını gerçek sanabilir.
Geçmişin izlerini bugünün sesi zannedebilir.
Başkalarının beklentilerini kendi isteği gibi duyabilir.

Bu çok insani bir durumdur.

Kendini duymayı öğrenmek zaman ister.
Sabır ister.
Ve en çok da dürüstlük ister.

İç ses her zaman kelimelerle konuşmaz.

Bazen bir sıkışma hissi olur.
Bazen açıklayamadığın bir huzursuzluk.
Bazen hiçbir sebep yokken gelen bir yorgunluk.

İnsan bunları görmezden gelmeye alışmıştır.
Çünkü hayatın akışı içinde bu hislere yer açmak zor gelebilir.

Ama insan kendini dinlemeye başladığında şunu fark eder.

Duygular, insanın içinden gelen mesajlardır.

Bastırıldıkça kaybolmazlar.
Sadece daha derine inerler.

Belki hayatında şu cümleyi kurduğun zamanlar olmuştur.

Neden böyle hissediyorum bilmiyorum.

İşte bu cümle, kendini duymaya başladığının işaretidir.
Çünkü insan anlamadığı duyguyu fark ettiğinde, iç kapı aralanmaya başlar.

Kendini duymayı öğrenmek, insanın yavaşlamasını ister.

Hızlı yaşayan insan duygularını yüzeyde yaşar.
Ama yavaşlayan insan, hislerinin derinliğini fark eder.

Bu yavaşlık tembellik değildir.
Bu yavaşlık, insanın kendisine alan açmasıdır.

İnsan kendisini duymaya başladığında bazen şaşırır.

Çünkü yıllarca güçlü olduğunu sanırken aslında yorulduğunu fark edebilir.
Mutlu olduğunu sanırken içten içe eksik hissettiğini fark edebilir.
Doğru yolda olduğunu sanırken aslında başkalarının yolunda yürüdüğünü fark edebilir.

Bu fark ediş zor olabilir.
Ama aynı zamanda özgürleştiricidir.

Kendini duymak, insanın kendisine şefkat göstermesini öğretir.

İnsan kendisini dinlediğinde şunu anlar.

Ben kusurluyum.
Ben kırılganım.
Ben değişiyorum.
Ve bu çok normal.

Bu fark ediş, insanın kendisiyle kavga etmeyi bırakmasını sağlar.

İç sesi duymak, insanın yalnız kalabilmesini gerektirir.

Yalnızlık çoğu zaman korkutucu görünür.
Ama insan kendisiyle barışmaya başladığında, yalnızlık bir düşman olmaktan çıkar.

Bir alan olur.
Bir nefes olur.
Bir dinlenme yeri olur.

İnsan kendisini duymaya başladığında hayatındaki bazı şeyler değişmez.
Aynı insanlar hayatında olabilir.
Aynı sorumluluklar devam edebilir.

Ama insanın bu şeylerle kurduğu bağ değişir.

Çünkü insan artık dış seslere göre değil, iç sesine göre yaşamayı öğrenmeye başlar.

Kendini duymayı öğrenmek, insanın kendisine verdiği en büyük hediyelerden biridir.

Bu, hayatı kontrol etmek değildir.
Bu, hayatı anlamaya başlamaktır.

Belki şu an bu satırları okurken kendine dönüp bakıyorsun.
Belki bir duyguyu hatırlıyorsun.
Belki uzun zamandır susturduğun bir düşünce aklına geliyor.

Eğer böyleyse…
Bu yolculuk başlamış demektir.

Çünkü insan kendisini duymaya başladığında, artık kendisinden kaçamaz.
Ve aslında kaçmasına da gerek kalmaz.

İnsan kendisini duymayı öğrendiğinde…

İçinde konuşan ses, düşmanı değildir.
O ses, insanın en eski dostudur.

❖❖❖

Kategoriler:


Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir