Bu kitabı eline aldığın an, aslında bir yürüyüş başladı.
Belki fark etmeden…
Belki sadece merak ederek…
Belki içinde cevap arayan bir sessizlikle…
Şimdi kitabın son sayfasına geldin.
Ve bu satırları yazarken sana bir yazar gibi değil,
aynı yolu yürüyen bir insan gibi seslenmek istiyorum.
Çünkü bu kitap, yukarıdan anlatılan bir hikaye değildir.
Bu kitap, yan yana yürüyen iki insanın sessiz sohbetidir.
Belki bazı bölümlerde kendini gördün.
Belki bazı satırlar sana zor geldi.
Belki bazı cümleleri tekrar okumak istedin.
Eğer bunlardan biri olduysa, bil ki yalnız değilsin.
İnsan kendisini anlamaya çalışırken hep aynı duygulardan geçer.
Kırılmaktan…
Aramaktan…
Yorulmaktan…
Ve yeniden umut etmekten…
Bu kitap sana bir yol vermek için değildi Can Özüm.
Çünkü her insanın yolu kendine özgüdür.
Ama belki bu kitap, yürürken eline verilen küçük bir ışık oldu.
Eğer bir gün hayat yine seni durdurursa…
Eğer bazı yollar yine karışırsa…
Eğer bazı duygular ağırlaşırsa…
Bu satırları hatırlaman yeterli.
İnsan kaybolmaz.
İnsan sadece bazen kendisini unutur.
Ve insan, hatırladığı anda yeniden yürümeye başlar.
Belki bu kitabı kapattıktan sonra hayat kaldığı yerden devam edecek.
Ama sen aynı yerden devam etmeyeceksin.
Çünkü fark eden insan, artık eski gibi yaşayamaz.
Ve bu kötü bir şey değildir.
Bu, insanın büyüdüğünün işaretidir.
Eğer bu kitap sana bir an bile durup nefes aldırdıysa…
Eğer kalbinde küçük bir kapı araladıysa…
Eğer kendine biraz daha şefkatle bakmana sebep olduysa…
Benim için bu yolculuk anlamını bulmuştur.
Bu satırlar burada bitiyor.
Ama senin hikayen devam ediyor.
Yolun açık olsun.
Kalbin sakin olsun.
Ve ne olursa olsun, kendine yabancılaşma.
Çünkü insan, kendine yakın kaldıkça hiçbir yerde kaybolmaz.
Hoşça kal demiyorum…
Sadece şunu söylüyorum…
Yolun, seni daima kendine çıkarsın.


