İnsan bazen bir şeyleri kaybetmez.
Sadece elinde tutmaktan vazgeçer.
Bu vazgeçiş bir yenilgi değildir.
Bir kabulleniş bile sayılmaz.
Bu, yorgunluğun dürüst halidir.
❖
Çok konuşulan yerlerde gerçek saklanır.
Çok açıklanan duygular hızla tükenir.
İnsan bir noktadan sonra kendini savunmayı bırakır.
İşte orası Sıfır.
Ne suç vardır ne masumiyet.
Sadece çıplak bir “ben” kalır.
❖
Sonra fark edilmeden bir adım atılır.
Kimse görmez.
Kimse bilmez.
Ama insan bilir.
Ayakta.
Bu Bir’dir.
Güçlü olmak değildir.
Dağılmamayı seçmektir.
❖
Yol, artık hızla ilgili değildir.
Yol; yönle de ilgili değildir.
Yol, yükle ilgilidir.
Ne taşıyorsun,
Neyi bırakıyorsun…
❖
Bırakılan her şey eksiltmez.
Bazıları insanı tamamlar.
Çünkü insan her şeyi yanında götürerek
ilerleyemez.
❖
Geriye bir şey kalır.
Adı yok.
Ama hissi var.
Bir sessizlik.
Bir denge.
Bir devam hali.
❖
Bu bir son değil.
Bu bir başlangıç da değil.
Bu, yürümeye devam edebilenin
halidir.
Ve bazen en doğru yer tam da burasıdır.


