İnsanlar çoğu zaman ne yaptığımıza bakar.
Kaç kez yardım ettin, kaç kişiye dokundun, ne kadar göründün, ne kadar konuşuldun…
Ama Allah ne yaptığımıza değil, neden yaptığımıza bakar.
Çünkü aynı davranış, iki farklı niyetle bambaşka anlamlar taşır.
Bir insan yardım eder ama alkış için eder.
Bir başkası yardım eder, kimse görmesin diye saklar.
Görünen aynıdır, ama değerleri aynı değildir.
Biz dünyada görünene alıştık.
Allah ise görünmeyeni tartar.
İnsanlar dışımıza bakar.
Allah içimize.
O yüzden bazen iyi niyetli insanlar yanlış anlaşılır.
Sessiz olanlar “soğuk” sanılır.
Çok düşünenler “mesafeli”.
İçine atanlar “umursamaz”.
Ama bilmezler ki bazı kalpler konuşarak değil, taşıyarak yaşar.
İyi niyetli olmak, her zaman kolay değildir.
Çünkü iyi niyet, her kalpte karşılık bulmaz.
Bazıları senin iyiliğini kullanır.
Bazıları seni hafife alır.
Bazıları da senin ışığını kendi karanlıklarıyla kıyaslar.
Ve işte o zaman başlar yalnızlık.
Ama her yalnızlık bir terk ediliş değildir.
Bazıları bir korunmadır.
Allah, bazı kalpleri kalabalıktan çeker.
Çünkü her kalp her yerde yaşayamaz.
Her ruh, her ortamda bozulmadan kalamaz.
Temiz kalmak bu dünyada zordur.
Çünkü bu dünya, insanı yavaş yavaş değiştirmek ister.
Sertleştirir.
Şüpheyle doldurur.
Kalbi yorar.
Ama sen hala iyi kalmayı seçiyorsan,
Bu bir tesadüf değildir.
Belki de sen, ölçüsünü insanlardan değil, Rabbinden alanlardansın.
Unutma…
Bazı iyilikler sessiz yapılır.
Bazı dualar duyulmaz.
Bazı kalpler kimseye açılmaz.
Ama hepsi görülür.
Belki insanlar seni anlamıyor.
Ama Allah seni biliyor.
Ve bu, bazen her şeyden daha fazladır.


