Bir’e gelen insan bir gün fark eder.
Artık kendini anlatmıyordur.
Neden böyle olduğunu,
Neden değiştiğini,
Neden sustuğunu,
Neden gittiğini…
Eskiden anlatırdı.
Çünkü anlaşılmak isterdi.
Çünkü yanlış anlaşılmaktan korkardı.
Çünkü “haklı” görünmek isterdi.
Ama zamanla şunu öğrendi.
Anlamak isteyen, anlatmadan da görür.
Görmek istemeyen, en güzel cümleleri bile çarpıtır.
Bir gün biri gelir.
“Çok değiştin” der.
“Eskisi gibi değilsin” der.
Ve eskiden insan savunmaya geçerdi.
Şimdi geçmez.
Çünkü artık bilir.
Değişmek, bozulmak değildir.
Değişmek, uyanmaktır.
Ve insan, kendini anlatmayı bıraktığında,
İlk defa gerçekten kendisi olur.


