Sıfır’a sadece kaybedenler düşmez.
Sıfır’a kazananlar da düşer.
Ama fark şudur…
Kaybedenler başkalarını suçlar.
Kazananlar kendilerini sorgular.
Sıfır, dıştan bakınca çöküş gibi görünür.
Ama içeriden bakınca bir doğum sancısıdır.
Çünkü insan,
ilk defa gerçekten sorular sormaya başlar.
Şunları sorar…
Ben kimim?
Ben bu muyum?
Bu yaptıklarım gerçekten benim mi?
Yoksa sadece hayatta kalma refleksi mi?
Bu soruların hiçbirinin cevabı kolay değildir.
Ve çoğu insan, bu soruları sormamak için hayatı meşguliyetlerle doldurur.
Gürültüyle,
Koşturmayla,
Başarıyla,
Hesaplarla,
Hırslarla.
Ama sıfırda bunların hiçbiri işe yaramaz.
Sıfırda sadece hakikat konuşur.


