Kısa bir ara…”İyilik mi? Enayilik mi?

Bazı insanlar var ya…
Kendilerine yıllarca öyle kötü davranılmış ki, iyilik görünce şaşırıyorlar.
Hatta iyiliği enayilik sanıyorlar.
Onlara kızamıyorum artık.
Çünkü gördükleri tek düzen bu olmuş.
Kimse onlara güzel bir söz, temiz bir niyet, saf bir adım öğretmemiş.

Ben artık şunu anladım. Sorun iyiliğin kendisi değil,
İyiliği taşıyamayan insanlar.

Ben iyiliği ne onlar için yaptım, ne de bir karşılık bekledim.
Sırf Allah rızası için yaptım…
Ve gerçekten unuttum.
Yapıp geçtim.
Arkama dönüp “Bunu ben yaptım” demedim.
Demek de istemedim.

Bazen düşünüyorum…
Belki de yanlış insanlara doğru davranmanın acısıydı içimdeki.
İnsanı iyilik tüketmez; yanlış kişiye yapılan iyilik yorar.
Ama yine de bırakmadım.
Çünkü iyiliği bırakırsam kendime ihanet etmiş gibi hissederim.

Kendime şunu da açıklıkla söyledim..
Ben iyi olduğum için değil, iyilik benden sorulduğu için iyiyim.
Kalbimi karartmak kolaydı; ama ben zor olanı seçtim.

Şunu da öğrendim…
Bir insanın iyiliği anlamaması, benim iyiliğimin değersiz olduğunu göstermez.
Sadece onun kalbinin dar olduğunu gösterir.
İyiliği kaldıramayan birine iyilik yapmak da imtihanmış meğer.

Ama kendime sözüm var.
İyiliği bir daha asla kirletmeyeceğim.
Kiminle karşılaşacağımı bilmem, ama nasıl duracağımı biliyorum.

İyiliği unutmak güzel bir şeymiş.
Yapıp geçmek…
Allah biliyor ya, yetiyor zaten.

Ve belki de en önemlisi…
Biri iyiliğimi anlayamadı diye iyiliği bırakacak değilim.
Ben 0’dan böyle çıktım,
1’e böyle yürüdüm.

İyiliğim bana zarar vermez.
Ben hep böyle kalacağım.

Bilesin ki, hayatta en çok yanlış anlaşılan insanlar; iyi kalpli olanlardır.
Çünkü iyilik, kötülüğe batmış gözlere fazla parlak gelir.

Sakın kendini değiştirme.
Sakın kalbini karartma.
Sakın “Artık iyi olmayacağım” deme.

Sen iyiliği, insan için değil,
Allah rızası için yapıp unutanlardan ol.

İyiliğini anlamayanlar çıkacak mı?
Elbette.

Ama senin sınavın onlar değil.
Senin sınavın; iyiliği kaybetmeden yoluna devam edebilmek olsun canözüm

“Kalbimi Kötüye Benzetmeyeceğim” Sende öyle kal…”

Kategoriler:


Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir