Hayatta da “kırık camlar” vardır.
Ama cam dediğim, bina camı değil…
Kalbinin camı. Vicdanının camı. İtibarının camı.
Hayatın boyunca çok insan tanıyacaksın. İnce düşüyorsan benim gibi sende incineceksin. Kiminin gelişi içini anlık ısıtacak, kiminin gidişi içindeki odaları buz kesecek. Bazısı yüzüne gülüp içini üşütecek, bazısı sessizliğiyle bile varlığını güven gibi hissettirecek. Ama hangisi olursa olsun, yüreğinde geri dönüşü olmayan bir kırık bırakmamaya çalış can özüm.
Çünkü insan dediğin, kırılınca ses çıkarmaz, içeride bir şey çöker sadece. Ve o çöküş, bir camın kırıldığı anda çıkan gürültüden daha derin bir acı taşır. Bu dünyada iyi olmak zor değil; zor olan, incitmemek için kendini tutabilmek, kelimenin ucunu keskin bir bıçak gibi değil, merhametin eliyle yumuşatabilmek. İnsan ilişkilerinde kimsenin kırık camı olmamak, aslında insan olmanın en büyük sınavıdır.
Bir insanın kalbine söylediğin söz sana sıradan gelebilir; ama ona bir ömür ağır bir yük olur. Bazı insanlar kırıldığını belli etmez, bunu gurur için değil, kendini korumak için yapar. İçine kapanır, sessizleşir ve sessizliğiyle “dokundun, incittin, orada bir şey kırıldı” der. Ama bunu dile getirmez. Sessizlik bazen bağırmaktır aslında. Ve sen “bir şey olmadı” sanırsın ama onun içinde bir yer çoktan paramparça olmuştur. İşte bu yüzden, insanın yüreğine dokunurken elini titretmemen gerekir; çünkü o yürek camdır, kırılırsa izi kalır.
Hayatın bir yerinde mutlaka bir kırık cam teorisiyle karşılaşırsın. Şehir sokaklarında değil, kendi içinde. Bir söz kırılır, bir güven çatlar, bir emek boşa düşer. Ve sen tamir etmezsen, o küçük kırık büyür, genişler, her yere yayılır. İnsanlar da böyledir; bir kalpteki ilk kırık tamir edilmezse, zamanla daha büyük kırıklara zemin hazırlar. İhmal edersen, önemsemezsen, görmezden gelirsen, bir bakarsın koca bir ilişki yıkılmış, koca bir hikaye sessizce tükenmiş. İnsan ilişkilerindeki en büyük yanılgı, kırığın küçük sanılmasıdır. Oysa küçük kırık yoktur; tamir edilmeyen kırık vardır. Veya niyeti zaten baştan bozuk insan vardır.
Bu yüzden sana tavsiyelerimi, ilmek ilmek tecrübelerimi yazıyorum. Yoksa sende üzülürsün.
Kimseyi utandırma. Kimseyi küçültme. Kimseyi yok sayma.
Kimseyi “nasıl olsa gitmez” diye sınama.
Kimseye kaldıramayacağı yükleri verme.
Ve hiç kimseyi “idare edilecek” bir insan sanma.
İnsan dediğin, ne idare edeni kaldırır ne de idare edilmenin ağırlığını.
Bir insanı en çok kıran şey, değerinin hafife alınmasıdır.
“Nasıl olsa affeder”, “nasıl olsa döner”, “nasıl olsa anlar” düşüncesi, kırık camın ilk ve en büyük hatasını sana yakınların olarak yaşatır. İnsan gider can özüm…Öyle bir gider ki. Bağıra bağıra gider. Çünkü açıklama yapamayacağı yanlışları vardır. Bak hata demiyorum…Yanlış diyorum. Böyle insanlar ile iletişim asla kurmayın. Bir gün bir yerde görürseniz, arkanıza bakmadan kaçın..
Karşındaki insanın sessizliğine güvenmeyin. Sessizlik bazen sabırdır, bazen incinmişliktir, bazen de “artık elimden bir şey gelmiyor” demektir. Ancak bu senin gibi ince düşünen insanlar için geçerlidir.
Üstüne titremen gereken şey, o kalpteki güven duygusudur. Çünkü güven kırıldığında eski haline gelmez. Yapışır ama izi kalır. Affedilir ama unutulmaz. Böylece insan içten içe sessiz bir soğukluk taşır. İşte o iz, insanı insandan uzaklaştıran en büyük mesafedir.
”Ve; bir gün insan insana iade edilecek, bu ölüm gerçeğidir. Bu nedenle asla cam kırma can özüm.”
Hayatın içinde defalarca “sıfırlandığını” hissedeceksin. Yanılacaksın, yorulacaksın, kırılacaksın, bazen de kıracaksın. Ama bunu fark ettiğinde, geri dönüp tamir etmeye niyet etmen seni insan kılar. Çünkü sıfır olmak eksilmek değildir. Sıfır başlangıçtır. İnsan sıfırda durmayı öğrendiğinde, Bir olduğunda daha sağlam olur. Kırılmanın, kaybetmenin, yalnız kalmanın öğrettiği şeyler vardır…. Tecrübe, sabır, merhamet, vicdan. Bunlar bir insanı “Bir” yapan değerlerdir.
Sıfır ile Bir arasındaki yol, bir insanın kendine attığı en önemli adımdır. Sıfır, bozulmaların başladığı yer; Bir ise tamirin, farkındalığın ve olgunluğun adresidir. Sıfır, kalbin kırıldığı an; Bir, kalbin kendini onarmaya başladığı andır. Sıfır, ihmal; Bir, emektir. Sıfır, zaten herkesin yaşadığı karanlık; Bir, az kişinin göze alıp yürüdüğü aydınlıktır. Sıfırda herkes vardır, ama Bir olmayı herkes başaramaz. Çünkü Bir olmak, insanın önce kendine ayna tutmasını, önce kendi kırık camlarını görmesini gerektirir. Kendinin kırıklarını görmeyen, başkasının kırığına merhem olamaz.
Sana içten bir öğüt bırakmak istiyorum.
Kırdığından değil, koruduğundan büyür insan.
Kırdığını unutursun, ama kırdığın insan unutmaz.
Bir kalbi korumak, bir insanın ruhuna saygı göstermektir.
Bir kalbi kırmak, insanın kendi vicdanından eksiltmesidir.
Hayat sana çok şey öğretecek; bazısı tokat gibi, bazısı sessiz bir ders gibi. Ama unutma can özüm; Merhamet, insanı eksiltmez. Vicdan, insanı zayıflatmaz. Aksine insanı insan yapan şey, karşısındakine zarar vermemek için kendini tutabilme gücüdür. İnsan olmanın asıl kudreti budur. Sesini yükseltmeden, hükmetmeden, incitmeden durabilmektir.
Sen, okumaya devam eden insan…
Belki bir gün birinin kırık camı oldun, farkında değilsin.
Belki biri senin kalbini kırdı, sen söylemedin.
Belki bir güven çatladı, belki bir sevgi soldu.
Belki bir kelime dokundu, belki bir susuş sardı içini.
Ama ne yaşarsan yaşa, insan gibi kalmaktan vazgeçme.
İnciten olma.
Görmezden gelen olma.
Küçük bir kırığın büyüyüp seni de, karşındakini de tüketmesine izin verme.
Çünkü bu dünya geçici.
Bu yollar geçici.
Kalan tek şey, insanın insana yaptığı iyilik ya da kötülüktür.
Tertemiz kal.
Vicdanınla yürü.
Merhametinle tutun hayata.
Sıfırdan korkma; çünkü sıfır, yeniden başlama cesaretidir.
Bir’e ulaştığında ise anladığın tek şey şu olacak…
İnsan kırıklarla da yaşar ama kırmamak için çabalayanın kalbi bambaşkadır.
Gerisi gelir.
Gerisi olur.
Gerisi önemli değildir.
Kimsenin kırık camı olmayın; çünkü bir cam kırıldığında sadece o anı değil, o insanın yıllarca taşıyacağı bir sızıyı da kırmış olursunuz. Sözünüz, davranışınız, yaptığınız ya da yapmadığınız küçücük bir hareket bile bir ömürlük etki bırakabilir. İnsan kalbi, tamiri pahalı bir bina değil; tamiri zor bir hikayedir. Her kırık iz bırakır, her iz bir sessizlik taşır, her sessizlik bir mesafe doğurur.
Bir insanın içindeki camı kırmak kolaydır; zor olan onu koruyabilmektir. Zor olan, bir sözün ucunu yumuşatmak, bir davranışı düzelterek sunmak, bir varlığı güvenli kılmaktır. Çünkü güven kırıldığında, tıpkı bir cam gibi, eski haline dönmez. Kenarları yapışır ama izleri hep kalır.
Kimsenin kırık camı olmayın; çünkü insan kırdığını taşımaz, kırıldığını taşır. Siz kırıp gidersiniz ama karşı taraf o kırığı yıllarca üzerinde taşır. Birinin kalbine bıraktığınız çatlak, sizin için sıradan bir an, onun için bir dönüm noktası olabilir. Bu yüzden insan ilişkileri, dikkatle yürünmesi gereken ince bir cam köprüdür.
Hayat zaten yeterince kırık camla dolu.
Kimsenin, ama kimsenin yüreğine bir çatlak daha eklemeyin.
Sıfır, kırılanların başlangıcıdır.
Bir, tamir etmeyi seçenin tecrübesidir.


