Mutfakta yalnızdı… Beyaz,
Masaya oturdu, ekmek bıçağı elindeydi.
Bıçağı ekmeğe değil, hafızasına sürüyormuş gibiydi.
Bir zamanlar sofralar kalabalıktı.
Bir tabakla doymak mümkün değildi, ama bir bakışla doymanın mümkün olduğuna inanırdı.
Çünkü insanı doyuran lokma değil; bölüşmekti.
Annesi her zaman yarım ekmek bırakırdı masada.
Kimseye ait olmayan, hep bir “eksiklik” taşıyan bir parça.
Ne yanındakine verilirdi ne çöpe atılırdı.
Beyaz o zaman çözemediği bir şeyi şimdi anlıyordu…
Paylaşılmayan lokma, paylaşılmayan sevgiydi.
Sofrada yarım kalan ekmek,
evde yarım kalan sevgilerin sessiz anıtıydı.
O akşam annesi karşısına oturdu.
Göz göze gelmediler.
İkisi de konuşmayı değil, susmayı öğrendiği yılların içinden geliyordu.
Beyaz bıçağı ekmeğin ortasına bastırdı, ekmek çatladı.
Ama içinden çıkan ses, kendi içindeki kırılmayı bastıramadı.
— Hala yarım bırakıyoruz.
dedi…
Annesi sessiz kalamadı…
Sözcüklere dokunmadan, doğrudan kalpten cevap verdi.
— Paylaşmayı bilmeyen sevemez.
Sevemeyen de tamamlayamaz.
Beyaz’ın boğazı düğümlendi.
— Peki ya sevmek yetmezse?
Annesinin bakışı yorgun, ama ilk kez bu kadar netti.
— Yetmez.
Çünkü sevgi tek başına doyurmaz.
Emek ister.
Sofraya oturmak değil, sofrayı kurmak ister.
Beyaz, ekmeğin yarım parçasını eline aldı.
— Ben hep paylaşmak istedim.
Annesi gülümsedi, hüzünle.
— Hep yanlış insanlarla paylaştın.
Söz düştü masaya.
Ekmekten daha sert, bıçaktan daha keskin.
O an Beyaz’ın aklına Kara geldi.
Yıllar önce, bir kamyonun önünde, soğuk bir gecede, ekmeği ortadan ikiye bölmüşlerdi.
Kara’nın eli titremişti.
“Yarısını sen al.” demişti Beyaz.
Kara başını kaldırmadan, sadece şunu söylemişti…
“Bende kalsın.
Yokluğunda yiyeyim.”
Ve Beyaz o an anlamıştı.
Yarısı verilen ekmek, yarısı bırakılan kalpti.
Bir insan ekmeği bölmeyi bilmiyorsa,
kalbini de bölüşemezdi.
Bugün masada yine yarım ekmek vardı.
Ama bu kez Beyaz, yarımı diğerine bırakmadı.
Ekmeği ikiye böldü, yarısını annesinin tabağına koydu.
Çünkü paylaşmak, bazen seviyorum demenin en sessiz halidir.
Annesi lokmayı ağzına götürdü,
bakışı yumuşadı..
— İşte şimdi tamamlandık.
Beyaz, annesinin yüzünde ilk kez “bize ait bir an” gördü.
İçinden bir cümle yükseldi…
Eksik olan ekmek değilmiş.
Eksik olan emekmiş.
Ve o akşam Beyaz öğrendi.
Bir sofrada yarım kalan ekmek,
bir ilişkide yarım kalan kalptir.Ama bir lokmayı paylaştığın insan,
kalbini tamamladığın insandır.


