”Beyaz Atkılım” Önsöz

“Bazı yollar, geri dönmek için değil, kendini bulmak için yürünür.”

Bazı hikayeler yaşanmaz, kaderin elleriyle yazılır.
Bazı yüzler unutulmaz; bir atkının beyazlığı kadar saf, bir bakışın sessizliği kadar derindir.

Bu kitap, bir sevdanın değil; bir vicdanın hikayesidir.

Kara, adını gölgesinden almış bir adamdı.
Beyaz ise, umutla kirlenmemiş bir kalpti.
İkisinin yolu, bir kış akşamı, bir dağ yolunda kesişti.

Sevgi onlara yetmedi.
Çünkü bazen sevmek yetmez,
kalmak cesaret ister.

Bu roman, “Elveda” diyemeyenlerin,
bir atkının ucunda asılı kalanların hikayesidir.

Beyaz Atkılım,
Bir aşkın değil, bir insanın kendine dönüşünün romanıdır.

Bazı yollar yalnız yürünür; kar izlerimizi örter diye değil, yüreğimiz saklanmak ister diye.
Bir atkının beyazlığına sığınırız o zaman ve kir tutmayan bir hatıraya.
Bu roman, aşkın ateşinden çok vefayı anlatır; çünkü ateş çabuk parlar, kül uzun yaşar.

Kara, adını geceden alan bir adam; sükutun, sabrın ve eksik kalmış cümlelerin sahibiydi.
Beyaz, adı gibi; bir bayram sabahının ilk ışığı… Elini suya koysa berraklaşır, gözyaşı dökse kirletmezdi.

“Sevgi emekti” diyen bir dönem vardı, Sıra Sadakette..
Sevgi yola çıkarır; vefa yolda kalır.
Sevgiye söz yetebilir; vefaya ömür gerekir.

Bu sayfalarda ne mucize bekleyin, ne masal.
Burada herkes insan kadar, yanılan, pişman olan, susan… Ve bazen en yüksek sesini “elveda”yla bulan.
Beyaz Atkı, bir hatıra değil, bir sınavdır… Gitmek ile kalmak arasında gerilen ince bir ip.

Bu kitap, Kara ile Beyaz’ın değil;
Gidebilecekken kalanların romanıdır.

Kara Romancı

Sevgilerimle…

Kategoriler:


Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir