Bazı duygular vardır…
Anlatılmaz, süslenmez, teorilere sıkıştırılmaz. Sevda, işte o duyguların en inatçısıdır.
O, insanın içindeki en güzel olanıdır.
Sevda kolaydır sanırlar.
Bir bakışa bağlanır, bir tebessümle büyür, bir kelimede anlam kazanır.
Ama asıl mesele sevdalanmak değil, sevdasını taşımaktır.
Sevda bir ateştir.
Onu yakmak değil, yanarken temiz kalmak maharet ister.
Çünkü sevda, sadece “sevmek” değildir.
Emek vermek, çabalamak, durmak, susmak, sabretmek ve yeniden başlamaktır.
Bir insan, sevdiği şeye benzemeye başlar.
Fedakarlığı ondan öğrenir, vazgeçmemeyi ona borçlanır.
Ve en önemlisi;
Kalbin attığı yerde, ayaklar yorulmaz.
Dünyada her şey konuşur.
Rüzgarın sesi vardır, gecenin bir kokusu, insanın ise en dürüst dili çabasıdır.
Çaba, karşılık bekleyen bir ticaret değil, karşılıksız bir sadakattir.
Bir gün yorulursun,
Bir gün kırılırsın,
Bir gün “Bu yük bana ağır” dersin.
Ama gerçekten seviyorsan,
o yüke şükredersin, çünkü bırakmak, taşımaktan daha ağırdır.
Sevda pas tutmaz…
Çaba eksilirse bile içindeki niyet ışığı sönmez.
Bir anlık heves değildir sevda…
Ömür boyu sürmek isteyen bir kararlılıktır.
Her sevdanın bir sınavı vardır.
Mesafe olur, zaman olur, insan olur, kader olur.
Bazen koca dünya araya girer.
Ama gerçekten seviyorsan, o mesafe yalnızca
kalbinin ne kadar derine indiğini ispatlar.
Ne mutlu sevdiği için çabalayanlara…
Ve ne mutlu çabası sevda kadar temiz olanlara.


