Karanlık çöktü gözlerime, senin düştüğün yerden,
Bir adım attım, dünya buz kesti üstüme birden.
Sevdan sandığım ateş, meğerse gecemi yakan külden,
Ben seni değil…
Senin bıraktığın yalanı sevmeye zorlanmışım meğer gönülden.
Yürüdüğüm bütün yollar, adınla yarıldı ortadan,
Bir yanım “unut,” derken, bir yanım “yan,” dedi inadından.
Kim bilir kaç kez öldüm senin gidişinin ardından,
Ama hiçbiri vurmadı…
Senin “hiç sevmedim” der gibi bakışındaki o soğuktan.
İçimde bir mezar açtın adınla,
Koydum içine sustuğum bütün çığlıkları.
Sen gitmekle bitirmedin yarımı,
Açtığın yara hala taşır adımlarını.
Ben yıkılmadım, ama içim yıkık,
Seninle gömdüm çocuk yanımı.
İçimde bir mezar açtın adınla…
Toprağına karıştı en temiz duam bile sonunda.
Yüzünü hatırladıkça titrer sol yanım,
Ne seni geri isterim… ne de benliğimi bırakırım.
Ama şunu unutma…
En derin acılar, en güvendiğimiz yerden kırılır.
Sen kırıldığını sandın kalbimin,
O kırıkla ben bir dünya taşıdım.
Sen “bitti” dedin ya kolayca,
Ben o kelimenin altında
Kaç gece nefesimi kaybettim, biliyor musun?
Sana verdiğim o masum yan, şimdi küle dönmüş bir şehir,
Sözlerin örttü üstümü kar gibi değil,
Zehir gibi, sessizce inen bir gece gibiydi…
Ve ben artık biliyorum,
Sevdiğim değil, güvendiğim öldürdü BENİ,
İçimde bir mezar açtın adınla,
Toprak koktu tüm hatıralarım bu karanlık sabahında.
Bir ben kaldım, yorgun ve yırtık,
Sensizliğin gölgesinde büyüyen bir yalnızlıkla,
Ben yıkılmadım, ama kalbim çöktü duvar duvar,
Sen gittin, bende kalan her şey yalnızlığa emanet artık.
İçimde bir mezar açtın adınla…
Adını silemem ama, ruhumu senden sökerim ağır ağır.
Yarın olur da dönmek istersen,
Bilesin…!
Ben eskisi değilim.
Beni bıraktığın adam çoktan öldü,
Onun yerine
Acının içinden yürüyerek çıkan bir gölge kaldı.
Sen benim için bir masal değil,
Yarım bırakılmış bir vuslat oldun.
Ve bil istedim…
Her giden kurtulmaz…
Bazısı ardında bıraktığı enkazda boğulur.
Sana son sözüm ağırdır ama doğrudur…
“Ben seni kalbimden değil, ruhumun mezarından sildim.”


