”Külliyatın Muhasebesi”

Ben bu hayata güçlü gelmedim.
Ama ayakta kalmayı öğrendim.

Düştüm.
Kimi zaman dizlerimin üzerine,
Kimi zaman kimsenin görmediği yerlere.
Ses etmedim.
Çünkü öğrendim ki;
İnsanı güçlü yapan bağırması değil,
Yere düştüğünde kimse yokken kalkabilmesidir.

Ben bu hayata SIFIR’dan geldim.
Ne borçsuz bir kaderle,
Ne hazır bir güçle,
Ne de arkamı kollayan bir kalabalıkla.
SIFIR benim için yokluk değildi.
SIFIR, herkesin gittiği yerde durmayı öğrendiğim andı.

Düştüm.
SIFIR’a düştüm.
İnsan en çok orada kendini tanır.
Çünkü SIFIR’da unvan yoktur,
Kalabalık yoktur,
Alkış yoktur.
Sadece sen varsındır.
Ve vicdanın.

2025 benim için bir yıl değildi.
Bir takvim yaprağı hiç değildi.
Bir sınavdı.
İnsanları, niyetleri, suskunlukları ve en çok da kendimi tanıdığım bir eşikti.
Bu yıl bana neyin kayıp, neyin hakikat olduğunu öğretti.

Orada anladım…
SIFIR’a inmeden,
BİR’e çıkılmaz.

İşlerim bozuldu.
Ama bu bir çöküş değildi.
Bu, fazlalıkların dökülmesiydi.
Paranın gidişi içimi acıtmadı.
Çünkü para gider;
Sağlık giderse geri gelmez.
Ben hala nefes alabiliyorum.
Ellerim çalışıyor.
Aklım yerinde.
Demek ki hala zenginim.
Demek ki hala BİR ihtimal var. Asla pes etmeden yoluma devam edeceğim.

Pes etmek korkaklara ve hırsızlara yakışır.

Kimseye küs değilim.
Kırgın da değilim.
Çünkü kırgınlık hala bir bağdır.
Ben bağlarımı sessizce çözdüm.
Gürültü yapmadım.
Hesap sormadım.
Yalnızca yerimi değiştirdim.

Hayatımdan insanlar çıktı.
Bazıları vedalaşmadan,
Bazıları teşekkür etmeden,
Bazıları arkasına bile bakmadan gitti.
Ama her giden bir şey bıraktı,
Kimi borç,
Kimi yorgunluk,
Kimi içimde hala sızlayan bir boşluk.

Her giden beni biraz daha SIFIR’a indirdi.
Ve ben orada hafifledim.

Herkes kendi ayıbıyla gitti.
Ama günahlarını masanın üzerinde bırakıp gittiler.
Ben toplamadım.
Çünkü başkasının yüküyle yürünmez.
SIFIR’da insan şunu öğrenir,
Herkes kendi hesabıyla gider.

Merhametimi zayıflık ve aptallık sandılar.
Vicdanımı saflık.
İyi niyetimi ganimet.
Ne varsa alıp gittiler.
Varsın olsun.

Çünkü insan merhametini kaybettiği gün iflas eder.
Onlar iflas etti.
Ben borçlandım.
Ama borç, insana yakışırsa namustur.

Evet, borcum var.
Ve borç namustur.
Ben namusumu kaybetmedim.
Ödeyeceğim.
Fazlasıyla.
Çünkü ben yarım bırakmam.
Çünkü BİR’e giden yol,
Hesapla değil,
Haysiyetle yürünür.

Rızkı veren ben değilim.
Ben sadece aracıydım.
Allah’ın verdiğini kula ulaştırmaya çalışan bir memur.
Bazen başaramadım.
Ama niyetimden hiç sapmadım.
Kalbim kirlenmedi.
SIFIR’da insanın elinde kalan son sermaye niyettir.

Bir hayalim vardı.
Hala var.
Kalplere dokunacak bir vakıf,
İnsanı iyileştiren bir akademi.
Bugün olmadıysa yarın olur.
Çünkü doğru olan gecikir ama kaybolmaz.
BİR aceleyle gelmez.

Pes etmeyeceğim.
Çünkü pes etmek,
SIFIR’da kalmayı kabullenmektir.
Ben kalmadım.
Sustukça yürüdüm.
Ve sustukça güçlendim.

Bir de…
Adı olmayan bir kadın vardı.

Adını söylemeyeceğim.
Çünkü bazı isimler anıldıkça yara olur.
O bir isim değildi zaten.
Bir haldi.
Bir ihtimaldi.
Bir eksiklikti.
SIFIR ile BİR arasındaki
En sessiz sınavdı.

Bana uzaktan dokundu.
Yakından yaraladı.
Sessizdi.
Derindi.
Hesaplıydı.
Ben fark ettiğimde çoktan geçilmişti.

Beni defalarca incitti.
Ama ben sevgimi bir silah gibi kullanmadım.
Sevdim.
Çünkü sevmek, haklı çıkmak değildir.

Hala seviyor muyum?
Evet.
Ama artık bu sevgi tutmak değil, bırakmaktır.
Bu bir vuslattır.
Kavuşarak değil,
Vazgeçerek…

Bu yıl çok hata yaptım.
Çünkü SIFIR’da insan hata yapar.
Ama bilerek yanlış yapmadım.
Yanlış, vicdanı susturmaktır.
Ben vicdanımı susturmadım.
Sadece kendime ağır bedeller ödedim.

Bu yıl bir canımı toprağa verdim.
Gofret…
Sessiz dostum.
Bakışıyla konuşan,
Varlığıyla huzur olan.
Usulca yanıma sokuluşunu unutmadım.
Sen gittin,
Bende kederli bir kara kedi kaldı.
Ama bil ki;
Unutulmadın.

Evlatlarım…
En saf dualarım.
BİR’e yürümemin sebebi.
Yanımdalar.
Sağlıklılar.
Onlar için yaşamayı yeniden öğrendim.
Önce kendime iyi bakmayı,
Sonra hayata tutunmayı…
Çünkü SIFIR’dan BİR’e
Başkasını taşıyarak çıkılmaz.

Bu yıl öğrendim ki;
Teminatsız güven ağır bir hasardır.
Geç olgunlaştım belki.
Ama oldum.
Kemal yaşta değil kayıpta gizlidir.
Ben 45’te öğrendim.
Geç mi?
Hayır.
Bedeli ağırdı ama öğreticiydi.

Maddiyat bir araçtır.
Maneviyat bir yoldur.
Ben yolu seçtim.
Yol kalabalık değil.
Ama doğru.

Bu hayata tek geldim.
Kalabalık sandığım şey meğer bir duraktı.
Şimdi yine tekim.
Ama eksik değilim.
Dağınık değilim.
Daha bütünüm.

Hepimiz öleceğiz.
Her canlı ölümü tadacak.
Bunu bilen insan
SIFIR’a düşmekten korkmaz.
Çünkü bilir ki;
Her SIFIR,
Doğru durulursa
BİR’e açılır.

Bu bir veda değil.
Bu bir duruş.

2025 bitti.
Ama ben başladım.
SIFIR’dan geçerek,
BİR’e doğru.

Herkese iyi yıllar.
Ama en çok,
Kendine dürüst olanlara.

Kategoriler:


Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir