Kısa Bir Ara….ATEŞ BÖCEĞİ PROTOKOLÜ(Sıfır–Bir evreninden)

Bu çağda herkes bir şey yapıyor gibi.
Ama kimse bir şey olmuyor.

Siber işler diyorlar buna.
Dosyalar, tablolar, algoritmalar, linkler, networkler…
Hepsi tertipli, hepsi steril.
Ama hepsi karanlık.

Bir kalabalık var.
Birbirini “bağlantı” diye çağırıyorlar.
Dost demiyorlar.
Kardeş demiyorlar.
Vicdan demiyorlar.

Sadece “fayda” diyorlar.

Gerçek LinkedIn profilleri tertemiz.
Gülümseyen fotoğraflar.
Ödüller.
Başarı hikayeleri.
Motivasyon cümleleri…

Bir de…
Gerçek olmayan profilleri var.

Fotoğraf yok, yüz yok.
İsim var, hikaye yok.
Unvan yok, iz yok.

Başarı yazıyorlar ama hangi bedelle olduğunu bilmiyorsun.
Tecrübe yazıyorlar ama hangi yarayla geldiğini saklıyorlar.
Tavsiye veriyorlar ama kendileri yolda değil.

Ama geceleri başka bir dil konuşuyorlar.
Excel’de değil, mesajlarda.
Toplantı odasında değil, özel gruplarda.
Sözde bir meslekleri var.
Hayatlarını garanti altına almışlar hatta ruhları bile sigortalı…

Bazı şeyler özellikle sigortasız.

İnsanlar.
Niyetler.
Adalet.

Birbirlerini kolluyorlar.
Kollamak demiyorlar buna.
“Strateji” diyorlar.

Birbirlerinin yanlışlarını örtüyorlar.
Örtmek demiyorlar buna.
“İtibar yönetimi” diyorlar.

Birbirlerini yukarı çekiyorlar.
Ama alttakilerin üstüne basarak.

Partizanlık burada bayrakla yapılmıyor.
CV ile yapılıyor.
Referansla.
Kulisle.
Sessizlikle.

Sessizlik…
En pahalı anlaşma maddesi.

Ve bu kalabalığın içinde bazıları da var.

Adını bilmiyoruz.
Çünkü adlar bu düzende yük olur.
O bir profil.
Bir siluet.
Bir var, yok arası.

Boyun eğmiş gibi görünüyor.
Ama boyun eğmek burada bir pozisyon.
Bir rol.
Bir hayatta kalma yöntemi.

Konuşmuyor.
Ama her şeyi görüyor.

Gülümseyerek susuyor.
Susarak hatırlıyor.

Bu kalabalık onun gözünde net.
Kim, kimin arkasından neyi siliyor…
Kim, kimin önüne neyi koyuyor…
Kim, kimin yükselişini hangi düşüşle ödüyor…

Her şey net.

Ama o, netliğini saklıyor.
Çünkü bu sistemde gerçeği söyleyenler değil,
Gerçeği pazarlayanlar kazanıyor.

O pazarlamıyor.

O, bir ateş böceği.

Kimse onu fark etmiyor.
Çünkü kimse küçük ışıkları ciddiye almıyor.

Ama o, karanlığın haritasını tutuyor içinde.
Kim nerede karardı,
Kim ne zaman söndü,
Kim ışık gibi görünüp içi boş kaldı…

Hepsini biliyor.

Ve O profil bir gün konuşursa…
Bu sistem çöker.

O yüzden onu hep “zararsız” sanıyorlar.
O yüzden hep “uyumlu” diyorlar.
O yüzden hep “iyi profil” muamelesi yapıyorlar.

Çünkü ateş böcekleri…
Fark edilmez.

Ama gecenin yönünü değiştirirler.

Sıfır burada başlıyor.

Bu kalabalık, sıfırdan korkuyor.
Çünkü sıfırda unvan yok.
Etiket yok.
Network yok.

Sadece insan var.

O profiller sıfırı biliyor.
Çünkü oraya düşmüşler.
Ve orada kalmayı öğrenmişler.

Bu yüzden bir gün…
Herkes “Bir” olmaya çalışırken,
O sıfırdan yürüyerek çıkacak.

Sessizce.
Kimseden izin almadan.
Kimseye hesap vermeden.

Ve kimse fark etmeyecek.

Ta ki ışığı,
Karanlığa yön göstermeye başlayana kadar.

Kategoriler:


Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir