Dün gece gelen bir haberci vardı.
Gelişi tesadüf değildi; maksadı belliydi.
Ne konuştuğundan çok, neye baktığı önemliydi.
Sözden önce halime göz gezdirdi.
Bir şey arıyordu…
Bitmiş miyim,
Ayakta mıyım,
Yoksa hala mücadelede mi? ediyorum.
Ne halde olduğumu ölçtü, tarttı.
Soruları masum görünüyordu.
Ama bakışları niyetini ele veriyordu.
Ne sorduğu belliydi,
Ne cevap aradığı.
Gördü.
Ayakta olduğumu gördü.
Yorulmuş ama yıkılmamış halimi,
Sessiz ama vazgeçmemiş duruşumu gördü.
Sonra gitti.
Gittiği yer de belliydi.
Orası hakikatin değil,
Çıkarın bataklığıydı.
Burada yalan yoktu.
İftira yoktu.
İnkar hiç yoktu.
Ama bazı gerçekler doğru yerlerde anlatılmazsa kirlenir.
Ve bataklığa giren söz temiz çıkmaz.
Ben orada kalmadım.
Çünkü bataklık insanı tutar,
Yol insanı çağırır.
Ben hala yoldayım.


