“Bir ses koptu içimden…
Keman gibi ince, bıçak gibi derinden.
Her telinde bir sızım var…
Her notasına bir ömrüm gömülü.”
Bir başıma kaldım yine gecenin koynunda,
Bir yarım kalan nefesim, bir de susan bir rüzgar var odamda.
Kırılmış bir aynayım ben, parçaları elimde kanar,
Ne yana dönsem sızlıyor, ne yana baksam sen var.
Çöktü omuzlarıma kader,
Yorgun bir yas gibi ağır…
Bu gönül seni beklemekten,
Bir ömrü gölge gibi çürüttü, fark etmeyin ne olur.
Ağla keman…
Benim yerime sen sızla…
Benim dilimden dökülmeyen
Bu acıyı söyle de dünya duysun.
Ağla keman…
Kırılan yüreğimin
Son nefesini taşı notalarına…
Ben artık konuşamam,
Sen anlat beni susarak.
Bir perde kapanır ya sahnede,
Öyle kapandı gözlerim hayata.
Bir yanım mezar taşı kadar soğuk,
Bir yanım sen diye hala yanar sessizce.
Bir sokağın köşesinde kaldı gülüşün,
Yürüdükçe eziliyor anılarım.
Hangi şarkıyı dinlesem içim titriyor,
Sanki her telin ucunda adın var canım…
Ağla keman…
Ben ağlayamam artık, gözyaşım yok…
Her damlası yıllar önce
Toprağa karıştı, unuttum çok.
Ağla keman…
Sen söyle içimdeki yangını…
Ben acımı sakladım yıllarca,
Şimdi sıra sende,
Yırt geceyi notalarınla…
“Yeter ki susma…
Sen ağladıkça hafifliyor bu gönül…
Bir gün beni sorarlarsa,
‘Keman sesi duyduğunda içi acıyan adam’ deyin…
Başka bir adım kalmadı geriye.”


