Kısa Bir Ara…”Ankara’ya Kar Yağıyor”…

Ankara’ya kar yağıyor…
Beyaz, sessiz, masum bir örtü gibi iniyor şehrin üstüne.
Sokakları süslüyor, çatılara yakışıyor, fotoğraflara romantik düşüyor.
Ama sizi temizlemiyor.

Çünkü bazı kirler dışarıdan değil, içeriden bulaşır.
Bazı lekeler çamurdan değil, niyetten olur.
Bazı pislikler ayakkabıda değil, kalpte taşınır.

Kar her şeyi örter.
Ama her şeyi arındırmaz.

Sizin üzerinize yağıyor,
Ama içinize girmiyor.
Çünkü siz, kirinizi seviyorsunuz.

Yalanı zeka sanıyorsunuz.
Kurnazlığı akıl.
Ezikliği strateji.
Sessiz kalmayı erdem.
İş çevirmeyi hayatta kalmak…

Sonra da temiz görünmek istiyorsunuz.

Üzerinize biraz kar düşsün,
Biraz süs olsun,
Biraz beyazlık…
Ama içinizdeki çürüme olduğu gibi kalsın.

Kar sizi temize çıkarmaz.
Çünkü siz kirinizi inkar etmiyorsunuz,
Siz kirinizi savunuyorsunuz.

“Böyle olmak zorundaydım.”
“Başka çarem yoktu.”
“Herkes böyle.”
“Dünya acımasız.”

Hayır.
Dünya acımasız değil.
Bazı insanlar korkak.
Bazıları vicdansız.
Bazıları ise sadece rahatına düşkün.

Ve bunların hiçbiri kader değil.

Ankara’ya kar yağıyor.
Ama sizin iç dünyanızda hala çamur var.
Ve siz o çamuru ayağınızdan değil,
Dilinizden, bakışınızdan, niyetinizden taşıyorsunuz.

İnsan birini aldatabilir, arkasından her işi çevirir, susar…
Birini kullanabilir.
Birine zarar verebilir.
Ve sonra aynaya bakıp hala “iyi insanım” diyebilir.

İşte asıl kirlilik burada başlar.

Vicdanı susturmak.
Suçu normalleştirmek.
Haksızlığı makulleştirmek.

Kar hiçbirini temizlemez.

Çünkü kar sadece üstü kapatır.
Ama siz, temizlenmek istemiyorsunuz.
Siz, görünmek istiyorsunuz.

İnsan temiz olmak istemediği sürece,
Bütün doğa üstüne yağsa da
Hiçbir şey değişmez.

Dağlar kadar kar yağsa,
Okyanuslar kadar su aksa,
Melekler kadar sessizlik inse…

Bir kalp kendini yıkamak istemiyorsa,
Hiçbir şey işe yaramaz.

Ve biliyor musunuz,
En kirli şey insanın hatası değil…

Hatayı savunmasıdır.

Yanlış yaptım deyip susmak yerine,
Yanlışı meşrulaştırmaktır.

İşte o zaman insan,
Sadece kirlenmez…
Çürür.

Ankara’ya kar yağıyor.
Ama bazı insanların içi hala kapkara.

Ve en tehlikelisi de şu…
Bunun farkında olmaları.
Ama umursamamaları.

Kategoriler:


Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir