Bir’de insanın çevresi daralır.
Bu bir kayıp gibi görünür.
Çünkü alıştığımız anlatılar şunu söyler. Ne kadar çok insan, o kadar güçlü bağlar.
Ne kadar çok insan, o kadar zengin bir hayat.
Bu doğru değildir.
Çokluk, zenginlik değildir.
Zenginlik, derinliktir.
Bir’e gelen insan artık herkesle aynı dili konuşmaz.
Aynı şakalara gülmez.
Aynı şeylere heveslenmez.
Aynı şeylere kızmaz.
Ve bu, onu uyumsuz yapar.
Ama bu uyumsuzluk değil, uygunluğun bitişidir.
Herkese uygun olmayı bırakmak, insanın kendine uygun hale gelmesidir.
Bu yüzden insan azalır etrafında.
Ama kalanlar çoğalmaz.
Kalanlar derinleşir.


